PNDK nedir

DEMOKRATİK ULUS EĞİTİM SİSTEMİ NEDİR, HANGİ ESASLAR TEMELİNDE GELİŞİR?

Devletçi uygarlık, eğitim sistemi yoluyla toplumdaki hakikat, algı ve bilinç çarpıtmasını gerçekleştirerek kendi zihniyetini topluma yerleştirmektedir. Toplum üzerinde egemenlik kuran devlet, daha başlangıcından itibaren toplumun eğitim alanını gasp etmiş; el koyduğu çocukları, gençleri ve kadınları tapınaklara çekerek eğitim sistemiyle devşirmeyi, köleleştirmeyi ve ajanlaştırmayı süreklileştirmiştir. Doğal anacıl toplumun geliştirdiği zihniyet merkezlerini, doğal toplumun eğitim yöntemlerini dağıtmış, çarpıtmış bu temelde hiyerarşik iktidarcı zihniyetini tek gerçek olarak topluma dayatarak günümüze kadar getirmiştir.

Devletçi uygarlığın ilk biçimi olan köleci devlet, özü itibariyle anaerkil toplumu ve anaerkil topluma dayalı ahlaki-politik toplumu denetimine almak, toplumun zihniyetini ve hafızasını çarpıtmak, açık zor yöntemleriyle toplumun zihniyetini çarpıtmak, manevi-maddi kültürünü ele geçirmek ve topluma egemen olmayı dayatmıştır. Bu çerçevede eğitimin amacı toplumu sindirmek, orduya, devlete ve egemen ailelere hizmetçi sağlamaktır. Devletçi uygarlık sisteminde eğitim esasta ideolojik inşaya, hakikat çarpıtmasına, korkutmaya, ezber ve açık şiddete dayanır.

Devletçi sistemde eğitim tapınaklarda, mabetlerde, saraylarda ve ordu karargâhlarında gerçekleştirilirdi. Sağlıklı çocuklara, genç kadınlara ve erkeklere, önemli yetenekleri olanlar açıkça zorla el konulur, tapınaklara, köle birliklerine ve bazıları da saraylara alınırlardı. Büyük çoğunluğu, en ağır koşullarda, ölene kadar köle olarak çalıştırılırdı. Genç ve sağlıklı erkekler köle birliklerine alınarak, topluma karşı savaştırılır, gladyatör yarışmalarında halkın sindirilmesinde, kandırılmasında ve egemenlerin eğlencesinde birbirlerine vahşice kırdırılırlardı.  Çocukların ve kadınların bir kısmı, saraylarda ve tapınaklarda sıkı eğitimlerden geçirilerek devşirilir, bir kısmı da egemenlerin evlerinde köle hizmetçiler yapılırdı. Yeteneği olan ve çabuk kavrayan insanlar, tapınaklarda, saraylarda özel eğitimden geçirilerek devlet memuru, asker ve cariye yapılarak birer devşirme haline getirilirlerdi. Buna en iyi örnek; Sümer tapınaklarındaki eğitim sistemi ile toplumu devşirmek ve ideolojik inşaya tabi tutarak kendi karşıtı haline getirilmesiydi.

Eğitim olgusu bilgi edinme, öğrenme, kavrama, uygulama ve uygulatma durumunu bir bütünlük içinde ele alma ve birbirini tamamlama olayıdır. Bu temelde demokratik eğitim programları; katılan her insanın düşünce, duygu ve yeteneklerini geliştirmesi, kendini özgürce ifade etmesi, anlayış ve kişilik kazanması, özgür düşünebilmesi; deneyim ve bilgilerin paylaşması için demokratik, komünal, eşitlikçi ortamları gerektirir.

Eğitim doğruyu, iyiyi ve güzeli özümsetmek kadar, bunları hayata geçirebilecek kişilik, duygu, düşünce, bakış açısı, anlayış, yaklaşım, kararlılık, bilinç, inanç, yol ve yöntem de kazandırmalıdır.

Demokratik toplumda eğitim ve öğretim, özgür yaşamı ve demokratik toplumsallaşmayı inşa etme faaliyetidir.  Eğitim toplumu köleleştirme, doğayı talan etme, üstünlük sağlama, istismar, sömürü ve baskı aracı olarak kullanılamaz. Demokratik eğitim programlarına, katılan her insanın doğru öğrenmek kadar, öğrendiklerini uygulamak için yoğunlaşması; önce kendinden başlayarak demokratik toplumun yeniden inşasını hedefleyen birey olmalıdır.

Demokratik Ulus eğitim sisteminin her alanda örgütlendirilip geliştirilmesi için büyük çabalar gerekir. Bir bütün olarak özgürleştirdiğimiz toplum alanlarında demokratik ulus eğitim sistemini mutlaka geliştirip başarmalıyız. Yeni yaşamı, toplumu, bireyi geliştirmek demokratik ulus eğitim sistemiyle mümkün olacaktır. Bu açıdan eğitim yaşamsaldır ve toplumun bir bütünlük içinde toplumsal eğitim sistemini geliştirmesi gereklidir. Toplumsal zihniyetinin egemen anlayıştan arındırılması, değiştirilmesi ve yeni bir kültürün geliştirilmesi, toplumun bu temelde şekillendirilmesi demokratik eğitim sisteminin olmazsa olmazlarındandır. Bu bakımdan demokratik ulus eğitim sistemi dünyadaki herhangi bir eğitim sistemini kendisine temel alamaz. Belki var olan bazı deneyleri, yöntemleri kendimize örnek alarak yararlanabiliriz, ama biz var olan sisteme karşı alternatif bir sistem geliştirmek durumundayız.  

Demokratik ulus eğitim sistemini geliştirmek isteyenler kendi alternatif eğitim sistemlerinin, ekonomik sistemini, sağlık ve savunma sistemini geliştirmek zorundadırlar. Başka türlü alternatif bir sistem geliştiremeyeceklerini, düşüncede ne kadar kapitalist modernist sisteme karşı olduklarını söyleseler de pratikte onun değirmenlerine su taşımaktan kendilerini alıkoyamazlar. Bunun bilinerek özellikle Önder APO’nun paradigmasına dayalı eğitim sisteminin geliştirilmesi, dalga dalga bütün yaşamsal alanlara taşırılması, bunun kadrolarının, müfredat programlarının, eğitim yöntemlerinin vb. hızla geliştirilmesi elzem olmaktadır.

Öğrenme süreçleri sürekli, akışkan ve dinamiktir. Belli bir zaman ve mekânla sınırlı tutulamaz. Yaşamın tümü, aynı zamanda eğitim süreci olarak ele alınmak durumundadır. Eğitim programı yaşamla iç içe olup, toplumun ihtiyaçlarına cevap olmak, sorunlarına çözüm bulmak, yaşamı daha kolaylaştırmak, anlaşılır kılmak, anlamlandırmak ve güzelleştirmek için olmalıdır. 

Bilgiyi tüm ayrıntılarıyla hazır sunmaktan ziyade, bilgiye ulaşma yol ve yöntemlerine daha fazla ağırlık vermek demokratik eğtimin ruhunu oluşturur. Verili bilgileri ezberleme-ezberletme yöntemi değil, araştırma, inceleme, kavrama ve anlama yöntemi esas olandır.

Yaşamın eğitimle inşa edileceği bilinciyle, toplumun tüm yaşam alanlarında ve tüm toplumsal mekânlarda, eğitim faaliyetleri ilk ve temel öncelik olarak bir zihniyet inşa çalışması olarak ele almak gerekiyor.

Toplum, tüm mensuplarına demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi, yeterli ve maddi bir karşılığı olmayan eğitim imkânlarını sunmak, toplumsal hafızayı kominal demokratik temelde yeniden oluşturmak demokratik ulus eğitim sisteminin en temel ve vazgeçilmez çalışmasıdır.  Topluma yeniden katılacak olan çocuk ve genç bireyleri bu temelde hazırlamak, bireylerin  de, bu imkanları toplumun belirlediği şekilde değerlendirerek toplumsal yaşama katılıma hak ve görevlerinin bilinciyle yetiştirilmesi toplumsal eğitimin görev ve sorumluluğu olmaktadır.

Demokratik ulus eğitim sistemi, ahlaki-politik toplumun kendi varlığını sürdürmesi, kendini ifade etmesi ve geliştirmesi önündeki engellerin kaldırılmasıdır. Toplumsal hafıza ve zihniyetin demokratik toplum esasları temelinde kendisini güncelleştirerek, yaşam alanlarının tümünü içine alacak şekilde örgütlemesini ve bu şekilde demokratik modernite biçiminde inşa etmesini gerekiyor. Demokratik eğitim kişiliği ortaya çıkarır, özgür benliği oluşturur, toplumsal örgütlenmelerin ve projelerin oluşturulmasını sağlar ve hayata geçirilmesinin öncülüğünü yapar. Demokratik ulus eğitim modeli toplumsal eğitim bilgi üretme, bilim üretme ve geliştirme, bilinç oluşturma, öğretim-eğitim faaliyetleri bir bütünlük içersinde ele alınır.

Demokratik modernitede bilim-öğretim-eğitim faaliyetleri, toplumun kendisini yeniden inşa etme süreciyle iç içe yürütülür ve geliştirilir.

Demokratik uygarlık paradigması, toplumun ve üyelerinin ne için ve nasıl yaşanılacağı sorusuna cevap geliştirir ve kurumsallaştırır. Politik boyut ta ise demokratik modernitenin yeniden inşa edilmesi doğrultusunda demokratik toplum, demokratik ulus ve özgür yaşamın nasıl inşa edileceğini, nelerin yapılması ve nereden başlanması gerektiğinin yol-yöntemlerini oluşturmayı ve pratik faaliyetleri yürütmeyi, toplumsal kurumları oluşturmayı, bunları işlevselleştirmeyi ve yaygınlaştırmayı kapsar. Toplumsal bilim-öğretim ve eğitim kurumları bu çerçevede örgütlendirilirler.

Demokratik ulus eğitim sistemi, ulus-devlette olduğu gibi, tek elden yönetilen, merkezi, bürokratik, tek tipleştirici, iradesizleştirici anlayışlara dayalı olarak inşa edilemez. İdeolojik-paradigmatik-felsefik bakış açısından, genel toplumsal amaçlardan ve hedeflerden yoksun, birbirlerinden kopuk, bütünlük içerisinde olmayan, dar, küçük, etkisi ve kapsamı sınırlı kuruluşlarla da gerçekleştirilemez. Bununla birlikte hiçbir örgütlenme, kurumlaşma ve program olmadan; toplumun kendiliğinden yürüyen bir eğitim anlayışını da yeterli görmez.

Demokratik ulus eğitim sistemi, toplumsal bir hareket olarak kendisini örgütler ve yürütür. Böyle bir eğitim hareketi toplumun tüm kesimlerine, gruplarına, alanlarına cevap olabilir ancak. Toplumcu eğitim sistemi, demokratik ulusun inşa faaliyetlerine katılma perspektifi olmak durumundadır. Bu da ancak demokratik, komünal, özerk, konfederal tarz, örgütlenme ve anlayışla gerçekleştirilebilecek bir yaklaşımla olur.

Demokratik modernitede bilim-öğretim ve eğitim alanındaki örgütlenme ve kurumlar; toplumun çokluklardan ve birliklerden, farklılıklardan ve benzerliklerden, özgünlüklerden ve tümellerden, yerellerden ve evrensellerden, kültürlerden ve daha farklı topluluklardan oluşan bir yapılanma olduğu gerçekliğine göre kurulur, işlevselleştirilir ve geliştirilirler.

Eğitim sistemi her bakımdan demokratik ve komünal olmak durumundadır. Bu nedenle, toplumsal yaşamın diğer alanlarında olduğu gibi bilim-eğitim alanının yeniden inşası ve faaliyetlerinde de toplumun tüm üyeleri ve bileşenleri sorumludurlar. Komünler, topluluklar ve bireyler eğitim sistemine doğrudan, derin, radikal demokrasi temelinde katılırlar. Toplum, eğitim sistemini demokratik öz-yönetim organları çatısı altında inşa eder. Bu temelde bir bütün olarak bilim ve eğitim örgütlenmesi ve faaliyetleri; doğrudan-radikal-komünal demokrasi ilkelerine uygun biçimde ve toplumun demokratik öz-yönetim sistemi çatısı altında gerçekleştirilir.

Demokratik modernitenin temel toplumsal birimi komünler olduğuna göre, bilim ve eğitim alanı da demokratik-komünal zemin üzerine inşa edilir. Yani komünal yaşam kültürü ile bilim-eğitim faaliyetleri ve kurumlaşması birbirini tamamlayacak tarzda ele alınır. “Ne kadar demokratik-komünal yaşam kültürü ve örgütlenmesi, o kadar demokratik toplumsal bilim-eğitim faaliyetleri; ne kadar demokratik bilim-eğitim faaliyeti; o kadar demokratik-komünal yaşam kültürü ve örgütlenmesi” ilkesi esas alınır. 

Demokratik toplumun esnek, çözümleyici ve sonuç alıcı zihniyet yapısı, eğitim sistemine yansıtılır. Eğitim faaliyetleri belirlenmiş zaman, mekan, araç ve yöntemlerle sınırlı tutulamaz. Yaşamın her anı, insanın ve toplumun bulunduğu her mekan, toplumsal ihtiyacı karşılamaya, sorunları çözmeye, toplumsal bilgi-bilimin, bilincin ve aydınlanmanın gelişmesine katkı sunacak her araç ve yöntem, toplumsal yaşam dahilindeki her bir faaliyet, eğitim sistemi kapsamında değerlendirilir.

Demokratik toplumun eğitim sistemi planlı, periyodik, düzenli akademik çalışma programlarıyla birlikte, toplumun güncel ve uzun vadeli ihtiyaçlarına, potansiyel, imkan ve koşullara bağlı olarak çok zengin eğitim yöntemlerini de değerlendirir. Bu temelde; Güncel ihtiyaç veya sorun endeksli kampanyalar. Kısa, orta, uzun süreli eğitim programları ve devrevi kurslar. Eğitim amaçlı toplantılar. Dönemsel ve sürekli gezici eğitim etkinlikleri. TV, Radyo, yazılı iletişim araçları üzerinden hayata geçirilecek eğitim programları ve daha birçok eğitim yöntemi hayata geçirilebilir.

Çalışma dalları ve meslekler de eğitim sistemi kapsamında yer alır. Ancak demokratik modernitenin bu konudaki yaklaşımı da, kapitalist moderniteninkinden tamamen farklıdır. Meslekler ve çalışma dallarının tanımlanması, belirlenmesi ve düzenlenmesi toplum tarafından gerçekleştirileceğinden, endüstriyalizme işçi ve eleman yetiştirmeyi değil, toplumun ihtiyaçlarını gidermeyi amaçlar. Bu çerçevede mesleki eğitim programları, hem genel toplumsal eğitim sisteminde yer alır, hem de okullar biçiminde düzenlenir. Ayrıca düz okul sisteminde de meslek dalları üzerine temel eğitim programlarına yer verilir.

Demokratik ulus eğitim anlayışında farklı kültürlerin, yaş gruplarının, toplumsal kesimlerin, üretim dallarının, toplumsal yaşam alanlarının, yerellerin özgünlüklerine ve ihtiyaçlarına cevap olabilecek eğitim programları geliştirilebileceği gibi toplulukların, bölgelerin, halkların ortak yanlarına, koşullarına ve ihtiyaçlarına ağırlık veren karma, yaygın ve genel eğitim programları da geliştirilebilinir. Bu temelde demokratik toplum eğitimi çeşitlilikleri, farklılıkları gördüğü kadar toplumsal bütünlüğü de görür ve parça-bütün ilişkisinde optimal dengeyi oluşturur.