Özgürlük Sosyolojisi

Komîteya Perwerdê ya KCK'ê

Özgürlük sosyolojisi, Önder Abdullah Öcalan’ın toplum ve toplum bilimine dair yaklaşımını dile getirir. Düşüncelerinin merkezine özgürlüğü alması ve sosyal bilime yüklediği anlamdan ‘’ sosyoloji, özgürlük seçeneğini geliştiren ve toplumsal sorunları çözen bir bilim olmalı’’ hareketle, kuramsal çalışmalarına özgürlük sosyolojisi adını verir. Önder Öcalan bu adlandırmayı özgürlük seçeneğini geliştirme çabasında olan tüm sosyolojiler için önerir.     

Özgürlük sosyolojisi, demokratik-ekolojik-kadın özgürlükçü paradigmaya dayanır.

Özgürlük sosyolojisinin temel kavramları; demokratik uygarlık kuramı, tarihsel toplum ve politik-ahlaki toplumdur. Sosyolojik birimi, politik-ahlaki toplumdur.

Demokratik Uygarlık Kuramı:

Özgürlük sosyolojisini verili kuramlardan ayıran, farklı kılan en belirgin özelliği, resmi-devletli uygarlık epistemolojilerinden, kalıplardan yola çıkmamış olmasıdır. Daha da önemlisi, bu epistemolojiler dışında farklı, alternatif bir epistemolojiye yönelmiş olması, gündeme taşımasıdır.

Süregelen sosyolojilerin tümü, toplumsal gelişmeyi tekil uygarlık fikri- algısı üzerinden çözümlemiştir. Tarihsel-toplumsal gelişmeye, tekil uygarlığın iç bunalımları, çalkantıları ve tarihsel gelişimin doğal seyri-sonucu biçiminde bakmışlardır. İktidar, devlet, sınıf, ekonomi, birey ve toplum temelli tüm sosyolojik teoriler, tarihsel-toplumsal gelişmeye bu gözle bakmıştır.

Buna mukabil, Özgürlük Sosyolojisi karşıt iki uygarlık fikrinden yola çıkar. Tekil uygarlık, insanlık ve toplum tanımlamalarını reddeder. Tarihsel toplumun, tarihten günümüze iki karşıt toplum ve uygarlık biçiminde geliştiğini savunur.  Bunlardan birisinin resmi-devletli uygarlık-toplum, diğerinin ise, resmi devletli uygarlığın diğer yüzü olan ve çıkışından günümüze devletli uygarlığa karşı direnen demokratik toplum ve demokratik uyarlığın birim ve birim bireyleri olduğunu belirtir. Demokratik uygarlığın birimleri olarak;  klan, kabile, aşiret, kavim, ulus, cinsiyet unsurlarını, emekleriyle geçinen köy-kent sakinlerini yanı sıra, devlet ve

Tarihsel-Toplum

Tarihsel toplum, zaman ve mekânda yaşayan, varlık gösteren, topluluk halinde yaşayışını sürdüren toplumsal varlığı ifade eder.  Tarihsel-toplum kavramı, sınıf, iktidar, devlet ve tekel dışı olan, tüm toplumsal birim ve bireyleri içine alır. Tarihsel-topluma, politik-ahlaki toplum ya da demokratik toplum demekte mümkündür.

Özgürlük sosyolojisi, pozitif bilim yöntemlerinin topluma uygulanamayacağını, ulus devlet ve iktidar tekellerinin çıkarları uğruna toplumu nesnelleştirmenin büyük tehlike ve tarihsel-toplumun yıkımı anlamına geldiğini belirtir. İkinci doğa olarak da görülen topluma, doğa kanunlarının uygulanamayacağını, insan toplumunun tarih-kültür, bilinç vb öğelerden oluşan, kendisine has bir birikiminin, dünyasının olduğunu ifade eder. Pozitif bilimciliğin, bu noktada korkunç bir cehalet örneği ve suç pratiği sergilediğini iddia eder.

Toplumun, pozitif bilimin anlayış, ölçü ve kalıplarıyla anlaşılamayacağını, toplumsal doğanın açığa çıkardığı tarihsel birikimler, değerler ve bu birikimlerden edinilecek ders ve bilinç ile açıklanabileceğini ifade eder. Bunun da, olgucu bilimin ölçü, anlayış ve kategorileriyle değil, zaman ve mekân bağlamında, yaşayan gerçek tarihsel-toplumumun tarihsellik ve bütünsellik içerisinde yorumlanmasıyla mümkün olabileceğini savunur.

Özgürlük sosyolojisi Karl Marks’ın, bilimci anlayış ve devletli uygarlığın sınıfsal biçimlerinden hareketle toplumu ilkel, köleci, feodal, kapitalist, sosyalist vb toplum biçiminde ele almasının büyük bir yanlış, uğrunda mücadele verdiği toplum adına ise talihsizlik olduğunu belirtir. Marks’ın toplumsal tarih tanımına denk düşen devlet, sınıf ve tekel temelli yapının, toplumun en fazla yüzde 10’luk kısmına tekabül ettiğini, tarihsel toplumu ifade eden toplumun geriye kalan yüzde 90’lık bölümünün bu tanımlamaların dışında kaldığını dile getirir.

Özgürlük sosyolojisi; uygarlığın diğer yüzünü ifade eden tarihsel-demokratik toplumu devletli uygarlığın basit bir eki-uzantısı gibi gören ve demokratik toplumun devletsiz-tekelsiz yapamayacağını, gelişemeyeceğini varsayan yaklaşımlara ise aşağıda sıraladığımız maddeler üzerinden cevap verir. 

 

  1. Sermayesiz ve iktidarsız toplum mümkündür, ama toplumsuz sermaye ve iktidar mümkün değildir.
  2.  Sermayesiz ekonomi mümkündür, ama ekonomisiz sermaye mümkün değildir.
  3.  Devletsiz toplum mümkündür, ama toplumsuz devlet mümkün değildir.
  4.  Kapitalistsiz, feodalsiz, efendisiz toplum mümkündür; ama toplumsuz kapitalist, feodal ve efendi mümkün değildir.
  5. Sınıfsız toplum mümkündür, ama toplumsuz sınıf mümkün değildir.
  6.  Şehirsiz köy ve tarım mümkündür, ama köysüz ve tarımsız şehir mümkün değildir.
  7. Hukuksuz toplum mümkündür, ama ahlâksız toplum mümkün değildir.
  8.  Kendi çalıp kendi oynayan kişi misali toplumu politikasız ve ahlâksız duruma düşürmek mümkündür. Bu durum ise, insanlığın bittiği, toplumun iğdiş edildiği, cüceleştirildiği ve soykırıma uğratıldığının ilanıdır.

Politik-Ahlaki Toplum

Sosyolojide genellemelerden ziyade, metot olarak toplumu açıklama gücünde olduğu düşünülen temel bir birimden hareket edilir. Süregelen sosyolojide, bu birim kimisinde dayanışma duygusu, kimisinde devlet, kimisinde ekonomi seçildiği gibi, toplumu iktidar, işlev, sembol, sistem ve yapı gibi birimler üzerinden açıklayanlarda olmuştur.  Bunlardan farklı olarak topluma, tarih ve toplumdan kopuk, kuraldan yoksun tekil ilişki ve söylemler üzerinden yaklaşanlarda olmuştur.  Karşıtı gibi görünen, ancak tekelli uygarlık karşısında toplum ve bireyi iradesiz kılmada da aynı rolü paylaşan katı kuralcı, evrenselci yaklaşımlarda eksik olmamıştır. Özgürlük sosyolojisi, gelişen bu yaklaşımlar ve seçilen birimlerden bazılarının hakikati sınırlı biçimde açıklama gücü olsa da, gelişen bu yaklaşımların ve seçilen birimlerin, gerçek manada tarihsel-toplumu kapsama ve açıklama gücünde olamayacaklarını belirtir. Bu belirlemelerden hareketle, tarihsel-toplumu kapsayacak ve açıklayabilecek temel toplum birimi olarak, politik-ahlaki toplumu önerir.  

Özgürlük sosyolojisi,; toplumların temelde politik ve ahlaki oluşumlar olduğunu, toplum halinde varlık gösterdikçe politik ve ahlaki niteliklerinin devam edebilceğini, bu niteliğini yitiren toplumların ise çürüme, dağılma ve yok olmayla karşı karşıya kalacaklarını belirtir. Sınıfsal yapı, devletin nitelikleri, endüstriyel ve tarımsal gelişme seviyeleri gibi olguların toplum yaşamında geçici olduklarını, toplumun temel yapısını, karakterini daimi olarak belirleyenin, toplumun politik-ahlaki niteliği olduğunu savunur. Devlet ve sınıf gibi yapıların toplumun karakterini belirlemek bir yana, yol açtıkları tahakküm, iktidar ve sömürü nedeniyle toplumsal soruna yol açtıklarını belirtir.    

Politikanın sadece toplumsal sorunların çözümünde değil, toplumun tüm hayati çıkarlarının belirlenmesinde, korunması ve sürdürülmesinde temel bir çözüm aracı olduğunu, toplumun öz savunma ihtiyacının bir gereklilik olduğunu, bununda politikanın askeri güç olarak devamı niteliğinde olduğunu belirtir.

             Uygarlıkların toplumu devlet idaresiyle yönetmeye çalışmasıyla toplumda politikanın işlevinin daraldığını, varlıklarını sürdürdükleri sürece toplumların bu işlev daralmasına karşı direnişe geçtiklerini, tarihin bu iki ana etken altında ne tam olarak devletli uygarlık ne de tam olarak demokratik toplum yönetimi olduğunu, bu iki ana etken arasındaki çelişkinin günümüze dek sürdüğünü ifade eder.   Kapitalist uygarlık dönemindeyse iktidarın toplumu içten ve dıştan kuşattığını, sömürdüğünü, iktidarın ulus-devlet halinin toplumla daimi bir savaş içinde olduğunu ileri sürer.

Kapitalist uygarlığın topluma karşı topyekûn savaş halinin demokratik uygarlık alternatifini acil ve zorunlu kıldığını, bu bağlamda demokratik uygarlığın bir altın çağ anısı ya da geleceğe dair bir ütopya olmadığını, kapitalist sistemle varlıkları, çıkarları çelişen toplumsal birim ve bireylerin varlık duruşu olduğunu belirtir.

Bu temel belirlemeler ışığında, kapitalist devletli dünya uygarlığına alternatif olabilecek ve demokratik uygarlığı örgütleyebilecek demokratik toplum, eko endüstriyel toplum ve demokratik konfederalizm gibi bir dizi toplumsal model ve sistem önerir.

 

Sînan Şahîn