Demokratik Okullar

01

Eğitim, yeni nesillere ön görülen bilgi ve değerleri aktarma eylemidir. Toplum gittikçe kompleks bir yapıya dönüşürken, okullar da günden güne kurumsallaşıyor ve buna bağlı olarak uzmanlaşma gelişiyor. Eğitimle kazanılan uzmanlık, öğrencinin günlük yaşamla olan ilişkisini kesiyor. Diğer bir değişle; öğrenci teorik olarak ilerlerken, pratikten yaşamdan kopmakta ve zayıf kalmaktadır. Resmi öğrenme yöntemleri, bir aşamaya kadar kendine göre çocuklara bir kültür vermektedir. Aynı şekilde okullarda felsefe ve eğitim teorileri de vardır. Fakat resmi okullarda verilen müfredat ve bilinç, toplumsal ve demokratik değildir, devletin, iktidarın çıkarları, anlayışına göredir. Devletin resmi okullara hakimiyeti söz konusudur ve bu okullarda çocuklar, kendi toplumsal gerçeklikleri ve kültürlerinden uzaklaştırılıyorlar. Bu okullarda çocuklar, özgür bir şekilde hareket edemez ve varlıklarını ortaya koyamazlar.      

Okulların Ortaya Çıkışı

Çocuklar yüz binlerce yıl, oyun ve keşfetme yoluyla kendilerini eğitmişlerdir. İnsanlığın biyolojik ve kültürel tarihi göz önüne alındığında, okular yeni kurumlaşmalrdır. Oyun ve keşfetme isteği, çocukları yaşama hazırlar ve onları yaşama dahil ederdi. Büyükler, avcılık ve toplayıcılık kültürü temelinde çocukların özgür bir şekilde hareket etmelerini ve oynamalarını sağlıyordu. Bu öğrenmenin doğal ve hayati bir yöntemiydi. Bu sistemde çocuk bir anne ve babaya ait değil, topluma aittir ve tüm toplum çocuklara karşı  sorumluluk duyardı.  

Doğal toplun sürecinde yaşamın tüm alanlarında gelişmeler olurdu ve toplum kadın-ana etrafında eğitilirdi. Eğitilen toplum ise, kendi ahlaki değerlerini, yaşam tecrübelerini, bilgi, birikim ve kültürlerini çocuklara aktarırdı. Ayrıca çocukların eğitimine büyük önem verilir ve eğitim sonucunda ergenleri sınavlara tabi tutulurdu. Erkekler ve kızlar sınavlarda başarı elde ettikleri kadar toplumsal yaşamda sorumluluk alırlardı.

Mezopotamya’da ilk okul sistemi Sümerlele birlikte başladı. Çivi yazısının kullanıldığı Sümer okul sistemi yüzlerce yıl devam etti. İlkin sınırlı bir sayıda öğretmen eğitildi. Sümer okullarında sadece rahip kralın, tapınak yöneticilerinin, yazar ve zenginlerin çocukları eğitim görebiliyordu. Erkeklerin çoğu, ya babasının mesleğini, yada yeni bir mesleği öğrenmekteydi. Kızlar ise yemek yapma, çocuk bakma gibi işleri öğrenmek için, anneleriyle beraber evde kalırlardı. Zamanla Mezopotamya’da öğrenim ilerledi. 1902-1903 yılları arasında Sümer eğitim sistemi üzerine araştırma yapan arkeoloklar, Sümer şehri olan Şurupak’ta elde ettikleri bazı belgeri açıkladılar. Arkeolokların çalışmasında derslere dair bir çok tablete ulaşıldı ve o dönem de bitki bilimi, hayvan bilimi, maden bilimi, coğrafya, matematik, dilbilimi gibi dersler veriliyordu. Kendi yaşamında bir günü dile getiren Sümerli bir çocuğun günlüğün de kısaca şuna yer vermektedir: “ Ben tabletlerimi ezberledim, ben öğle yemeğini yedim ve yeni tabletlerimi hazırladım, yazdım ve dersimi bitirdim. Gözlemci(öğretmen) bana ezberlemem gereken dersleri verdi, öğleden sonra ev ödevimi verdi. Okul bittiğinde eve gittim. Evin içerisine girdiğimde, babamın oturduğunu gördüm. Ben, ezberlemiş olduğum tabletleri babama okudun, o da çok mutlu oldu. Ben sabah erken kalktım, anneme bana yemek verip okula gideceğimi söyledim. Ben okula vardığımda, gözlemci neden geç kaldığımı söyledi ve ondan çok korktum. Eve gittiğimde babamın önünde eğildim ve kendisine selam verdim.”

 

Sümerli çocuğun gönlüğü bize açıkça göstermektedir ki; Sümer’lerden günümüze kadar devletçi eğitim sisteminde hiç bir değişiklik olmamış ve Sümer’ler kendi eğitim sistemleriyle, bütün devletçi sistemlerin kaynağı komumunda olduğunu göstermiştir. 

 

Avrupa’da sanayinin gelişmesiyle beraber, çocuklar zorunlu işçi olmakla yüz yüze kaldılar. Böylece oyun ve araştırmaktan uzak kaldılar. Çocukların inatçı tutumu, yodan çıkma olarak değerlendirildi ve çocuk eğitiminde şiddet ön plana çıktı.

Meslek kurumu ve teknik ilerledikçe, dünyanın bazı yerlerinde çocukları çalıştırma ihtiyacı da azaldı. Çocukların eğitime başlaması gerektiği ve çocuk okullarının öğrenme yeri olarak rol oynaması gerektiği anlayışı yayıldı. Avrupa’da genel ve zorunlu eğitimin fikir ve pratiği, 16. yüzyılın başından 19.yüzyıla kadar, adım adım ilerledi. Bu fikrin birçok destekleyicisi vardı ve hepsinin de çocukların hangi dersleri göreceği konusunda bir programları vardı.

İlk eğitimler tapınaklarda verilirdi. Eğitimler, Sümer ziguratlarında, Zerdüşti ateşgahlarında, Yahudi sinagoglarında, kilise ve camilerde verilirdi. Tapınaklarda verilen bu eğitimler, dinin gölgesindeydi. Sümer’lerden sonra diğer uygarlıklarda da okullar örgütlendirildi. Fakat o zamanlarda okul ve öğrencilik sınırlıydı. Avrupa’da zorunlu genel eğitim 17. yüzyılın sonunda Almanya’da gerçekleşti ve bir kanunla tüm çocukların okula gitmesi gerektiği öne sürüldü. Fakat bu okullarda  kilisenin gölgesinde yönetiliyorlardı.  

Okullarda gerçekleşen eğitim sistemi, klasik sistem yada devlet ve iktidar sistemidir. Bu sistemde dersler sınıfta, devletin  anlayışı doğrultusunda verilmekte ve bütün öğrenci ve öğretmenlerin sınıfta hazır olmaları şart koşulmaktadır. . Bu eğitim sistemi yüzyıllarca, dahası devletçi sistemin gelişiminden günümüze kadar devam etmektedir. Klasik eğitim modeli, kendini gelenekçi kültürün esas direği olan bilgi aktarımına dayandırır. Bu sistemde öğretmen, eğitim sürecinin temelinde yer alan ve ideal fikirleri öğrenciye ulaştırandır. Öğrencinin pasif bir rolü var ve verilen bilgileri sorgulamadan hafızaya kaydeder. Kısacası klasik eğitim;  sınıftaki öğretmen, öğrenci, tahta ve kitaptan oluşur. Klasik eğitim sisteminde öğrenci bir bütünen kendisini öğretmene dayandırır ve aldığı bilgiyi yazıp ezberlemektedir. Eğitim meteryalide bilgi almaya ve kaydetmeye dikkat çektiği için, öğrenci sorgulamaktan ve anlamaktan uzaktır. Sınıfın kalabalık ve zamanın kısa olması nedeniyle, kişisel farklılıklarda göz önüne alınmaz. Böylesi bir eğitim; öğrencide sorgulama, düşünme, eleştirel yaklaşımı ve yaratıcılık yetisini ortadan kaldırır. Öğrenci kendisini ezbere dayandırır, öğretmen de sınav sonucuna göre değerlendirme yapar ve böylece sınıf dışı tüm aktiviteler kulak ardı edilir. Eğer bir okul, çocuk ve gençlere hak ve demokratik sorumluluk verilse, acaba ne gibi sonuçlar ortaya çıkar? Burda öğrenci sadece okumayı öğrenmez, konuşma ve aktivitelerini seçme hakkını da elde eder. Bundan daha iyi hangi eğitim demokratik öğrenciler hazırlar? Bir çok insan böylesi okulların gerçekleşmesine şüpheyle yaklaşırlar ve şunu derler: Eger çocuklara ve gençlere bu güç verilse, acaba okul yada kendileri hakkında doğru kararlar verebilirler mi? Bu ölçülere sahip çok okul vardır ve her yönüyle olumlu ilkelerde başarılı olmuşlardır. Bu okulardan bazıları, dört yaşından başlayıp gençlik dönemine kadar öğrencilere onlarca yıl hizmet vermişlerdir. Bu okullar, yaşamın her alanında yüzlerce başarı örneğini sergilemişlerdir. Bu demokratik okullardan bir taneside Sudbury okuludur.   

Sudbury Okulu

Sudbury Okulu demokratik okulların arasında yer alır, okul öncesi ve hazırlık sürecini içine alır. Bu okulda öğrenciler eğitim sorumluluğunu temamen üstlenirler ve okul doğrudan demokratik bir sistemle yönetilir. Bu okulda öğrenci ve görevliler eşit yurttaşlardır. Öğrenciler zamanı istedikleri şekilde kullanırlar ve dersten çok, kendi tecrübeleriyle öğrenirler. Belirli bir müfredat, zorunlu yada standard bir ders yoktur. Bu, demokratik eğitimin bir yöntemidir. Daniel Greenberg(Sudbury Okulu’nu kuranlardan biri) okul hakkında şöyle diyor: Bu okulu diğer okullardan ayıran özellik; herkes eşit(çocuk ve yaşı büyük olanlar) sayılır ve herhangi bir iktidar ilişkisi, durumu yoktur. Sudbury Okulları bağımsız bir şekilde çalışıp, politika ve ilkelerini kendileri belirledikleri zaman, ortak bir kültürü de oluşturmuş olurlar. Sudbury Okullarında hedeflenen kültür; özgürlük, inanç, saygınlık, sorumluluk ve demokrasi gibi kelimelerle dile getirilir.

Sudbury modeli, ilk kez 1968 yılında Boston’un batı mahallerindeki Sudbury Valley Okulu’unda kuruldu. O süreçten beribu model onlarca okula yayılmış(bunlardan iki-üç tanesi Kuzey Amerika’dadır). Altmıştan(60) fazla okul var ve hepsi de kendilerini iki kolay teoriye dayandırırlar: Birinci teori; çocuklar doğaldır ve güçlü bir meraka sahipler, dolayısıyla kendi etrafındaki dünyayı tanıma ve anlama istekleri vardır. İkinci teori;  en iyi eğitim; temel doğruyu tanıyıp ve ona saygı duymaktır. Bu da tüm gençlerin sorumlulukları dahilinde özgürce hareket etmelerine yol açar ve kendi yolunu belirlemesine neden olmaktadır.

Sudbury Okulu’un Temel İnançları

Eğitim inancında çocukların çok becerekli olduğunu söyleyen(bundan dolayın başkaları tarafından öğrenmelerine ihtıyaç yoktur) ve çocuklar için gerekli olan temel aktiviteler şöyle sıralanır: Yaratıcılık, hayal, uyanıklık, meraklılık, fikir, sorumluluk ve karar verme. Çocukta eksik olan uzmanlıktır ve eğer büyükler açık yollarla öğrencilere öncülük ederlerse, bu da elde edilebilir.

Siyasi ve toplunsal inanç: Eger çocukluk sürecinde demokratik haklar varsa, çocukların kendilerini rahat bir şekilde ifade edebilmeleri için bu en iyi yöntemdir. Bu okulları öne çıkartan eğitim modeli, öğretme yöntemleridir. Öğrenme, kişi tarafında edinilen bir süreçtir ve kendisine dayatılmaz. Bu modele göre öğretmenin bilinen varlığı ve yönetimi gerekli değildir.

Birbirinden farklı yaşlar: Öğrenciler yaşa göre ayrılmaz ve özgürce hareket etmeleri sağlanır, böylece küçük ve büyük öğrenciler arasında iletişim sağlanır. Bu, gelişmenin ve öğrenmenin güçlü bir yöntemi olarak görülür. 

Geçen kırk yılda Valley Sudbury Okulu göstemiştir ki insan eğitim arzusunu, modern demokratik toplumun eğitimi temelinde bulabilir. Bu okulda rehber olmaksızın çocuklar ve gençler, istedikleri gibi araştırma yapabilir, oynayabilir ve konuşabilirler, nihayetinde başarılı kişiler olarak yaşama dahil olurlar. Kişilerin yada iktidar kurumların kaskı ve dayatmaları olmaksızın, öğrencinin kendini oyun ve araştırma yoluyla eğitmesi için, planlanmamış uzun bir süreye ihtiyaç vardır. Devlet eğitiminin öğretmenleri, maksatları dışında kendi eğitim düşüncesinin dışında anlayamazlar ve böyle bir şeyi umursamazlar. Sudbury Valley eğitim modeli, standart eğitimden farklı değildir. Bu, klasik eğitimin gelişmiş bir biçimi değildir, bu Montessori Okulu, Dewey Okulu yada Piaget Constructivist Okulu değildir. İnsanın okuldan anlayabilmesi için, var olan eğitimlerden tamamıyla farklı olan bir düşünceyle hareket etmesi gerekir.  

Sudbury Okulları

Dünyaya yayılan Sudbury Okulları:

1. Sudbury Valley School

Sudbury Valley Okulu, 1968 yılında Amerika’nın Framingham şehrinde Daniel Greenberg, Mimsy Sadofsky ve Hanna Greenberg tarafından kuruldu. Greenberg’in amacı eşitlikçi ve kendi kendini yöneten bir okul sistemini kurmak ve yaşamı öğrenmenin temel kaynağı haline getirmekti. Okul, 1968 yılında yaşları 4-17 arasında değişen 130 öğrencilerle başladı. Sudbury modeli, 1990’larda tüm ABD’ye yayıldıktan sonra, ABD dışına da yayıldı ve günümüzde birçok okul, kendini bu modele dayandırmaktadır.

2. Fairhaven Okulu

Bu okul 1968 yılında Upper Marlborough ve Maryland’a kuruldu. Bu okul kendisi Sudbury modeline dayandırmaktadır. Bu okulun modeli iki prensip üzerine yürür: Eğitim özgürlüğü ve demokratik yönetim. Bu özel bir okuldur ve yaşları 5-19 arasında değişen öğrencilerden oluşur. Mark ve Kim McCaig, Framingham’da bulunan Sudbury Valley Okulu’nu tanıdıktan sonra Fairhaven Okulu bunlar tarafından kuruldu. Fairhaven okulu demokratik eğitim formuyla çalışır ve öğrenciler zamanlarını nasıl kullanacaklarını kendileri karar verirler. Öğrencilere eğitimin genel sorumluluğu verilir ve okul içinde öğrenci ve memurların eşit olduğu demokratik bir sistemle yürütülür. Fairhaven Okulu hazır olmaya dönük ılımlı bir siyaset yürütür ve öğrenciler günde beş saat okulda kalabilirler.     

3. Summerhill Okulu

Bağımsızdır ve kapılı okul sistemiyle çalışır. Okul, 1921 yılında İngiltere’nin Suffolk kentinde, Alexander Sutherland Neill tarafından kurulmuş ve okulun çocuklara göre olması gerektiğini savunmuş. Eğitim ilk okuldan orta okula kadar sürmektedir. Okul demokratik bir toplum gibi çalışır. Summerhill, “çocuklar özgür olmakla daha iyi öğrenirler” felsefesiyle tanılır. Summerhill tüm dersleri seçmelidir ve öğrenciler zamanlarını nasıl geçirecekleri konusunda özgürdürler. Bu okulda öğrenci kendi yaşamı hakında kendisi karar verir. Ne anne ve baba tarafından kendisine kabul görünlen bir yaşam kabül görünür, ne de‘her şeyi ben bilirim’ amacıyla hareket eden eğitimcinin fikirleri geçerlidir. Summerhill Okulu demokrasi, özgürlük ve eşitlik esasına göre çalışır. Alexander Sutherland Neill her nekadar akademik gelişmeden çok çocuğun toplumsal gelişmesine dikat çekmiş olsa da, Summerhill’de öğrenim yaklaşımında bazı önemli farklılıklar oldu. Summerhill’da “genel” yada “model” gibi bir kavram yoktur. Bunun yerine çocukların kendi isteğine göre yada onların öğrenme kapasitesine göre konular verilir. Neill’e göre bu şekilde öğrenen çocuklar, klasik öğretimi gören çocuklardan daha iyi yaşamsal sorunlar üzerine eğitilmiş olurlar ve yüksek öğrenime daha fazla hazırlıklı olurlar. Neill, konuya ilişkin şunu söylemektedir: Summerhil’da okuyan öğrenciler üniversiteye giriş sınavlarına katılmaya karar verdiklerinde, klasik okullarda eğitim gören öğrencilere göre konuların daha kolay bitirebildiler.    

4. The Clearwater Okulu

Clearwater bağımsız bir okuldur, Amerika’nın Bothell, Washington, kuzey Seattle’nin bir mahallesinde faaliyet yürütmektedir. Clearwater, Sudbury’nin bir okuludur ve 4-19 yaş arası öğrencileri almaktadır ve 1996 yılında başlamıştır.

5. Neue Schule Hamburg

Sudbury’nin özel bir okuludur. 2007 yılında Almanya’nın Hamburg şehrinde kuruldu.

6.  The Circle School

Circ okulu, demokratik özerk bir okuldur. Bu okul Sudbury Valley modeline göre 1984 yılında Harrisburg ve Pennsylvania’da kuruldu. 

7. Dibistana East Kent Sudbury

Rojava Eğitimi

Saldırı ve katliamların olduğu bir yerde bir eğitim sistemini örmek, tarihte nadir görülmüş bir şeydir. 2012’de Rojava’da gerçekleşen 19 Temmuz devrimiyle beraber Demokratik Ulus esasına dayalı eğitim sistemine geçildi. Eğitimde, çokdilli eğitim esas alındı. Bu sistemde her bir halk kendi anadiliyle eğitim görürken, başka halkın dilini de öğreniyor. Bu da, halklar arasında birlikteliği güçlendirmektedir. Kuzey ve Doğu Süriye(Rojava) eğitim sistemi Demokratik Ulus kültürünü temel almaktadır. Bilinen eğitimin dışında demokratik toplumu amaçlayan ve toplum dönüşümünü sağlayan bir eğitim sistemi mevcut. Miliyetçi ulus devlet sistemine karşı, çokrenkliliği ve toplumsal özgürlüğü esas almaktadır. Devlet ve iktidarı esas alan erkek egemenlikçi eğitim sistemine karşı demokratik, ekolojik ve kadın özgürlüğünü esas alan bir perspektif ve iddiaya sahip. Böyle bir perspektife sahip olmasına rağmen, pratik ve bilinç olarak istenilen düzeye henüz ulaşılmış değil. Dolayısıyla  Demokratik Ulus perspektifine uygun ideal modelini gerçekleştirebilmiş değildir. Bilindiği gibi, Kuzey ve Doğu Süriye eğitimi çok zor şartlar altında başladı ve bölge hala saldırı ve baskılarla karşı karşıya. Bölge üzerinde saldırı ve katliamların devam edildiği bir süreçte ve yine öğretmen, müfredat, okul vs. konularda hazırlıkların ve imkanların olmadığı bir yer ve zamanda, ilk okuldan üniversiteye kadar olan eğitimi örgütlemek, büyük bir başarıdır. Yeni zihniyetin örülmesinde güçlükler yaşanıyor olabilir, yine imkanlar ve kalite açısından istenildiği düzeyde olmayabilir. Bu yönlü eksik ve yetersizliklerin aşılması için onlarca akademi kuruldu ve bu akademilerde öğretmenler eğitildi ve müfredat üzerine çalışmalar yürütüldü. Kuzey ve Doğu Süriye eğitim sistemine dönük şunu söyleyebiliriz; özgür birey ve demokratik toplum esasına ve perspektifine dayalı bir süreci örmektedir. Demokratik eğitimin yedi yıllık pratiği, büyük bir umudun oluşmasına neden olmaktadır. Eğer bu perspektifle kendi modelini oluşturmaya devam ederse, demokratik alternatif okullar bağlamında büyük bir umut ve en uygun örnek olabilir.

Önder Abdulah Öcalan eğitim üzerine bir çok değerlendirme yapmış ve bazı eğitim perspektifi şöyledir:

ÖNDERLİK PERSPEKTİFLERİ

“Eğitim toplumun kendi deneyimlerini teorik ve pratik bilgiler halinde kendi mensuplarına, özellikle gençlerine özümsetmesi çabası olarak tanımlanabilir. Çocukların toplumsallaşması toplumun eğitim etkinliği ile sağlanır. Çocukların eğitimi iktidar ve devletin değil, top-lumun en önemli görevidir. Çünkü çocuklar ve gençler toplumundur. Hem hak hem de görev olarak çocuklarını ve gençlerini kendi gele-neklerine ve toplumsal doğasının özelliklerine göre yetiştirmek, kendisine dönüştürmek yaşamsal bir konudur; kendi varlığını sürdürme sorunudur. Hiçbir toplum kendi varoluş hakkını ve bunun için gençlerini eğitme görevini başka bir güçle paylaşamaz, bu görevi başka bir güce devredemez. Söz konusu güç devlet veya çeşitli iktidar aygıtları olsa bile, bu hak ve görevini devredemez. Aksi halde kendini egemenlik tekellerine teslim etmiş sayılacaktır. Eğitim hakkının kutsallığı varoluştan kaynaklanmaktadır. Başta anne-baba olmak üzere hiçbir güç ne toplumu kadar çocukları ve gençlerine yakın olabilir, ne de onlar kadar yakın olma gereğini duyar. Tarih boyunca uygarlıkların en büyük toplum karşıtlıklarından biri, toplumu çocuklar ve gençlerden yoksun bırakma eylemidir. Devletçi uygarlık sistemi bu eylemini iki yolla gerçekleştirir: Ya büyüklerini imha ederek çocukları ve gençlerini köleleştirir, ya da iktidar katında değerlendirmek için sözde eğitmek amacıyla alır.

 

Savaşların en önemli amaçlarından biri, en değerli mal olarak çocukları, kızları ve genç erkekleri bu iki yolla içlerinde eritecek devşirme ocakları oluşturmaktır. İlkel bürokrasinin temeli böyle başladığı gibi, uygarlık tarihi de bir açıdan bu yöntemle hem toplumu zayıflatma hem de bürokratik aygıtların gücünü oluşturma eylemidir: Topluma karşı toplum oluşturmak, doğal topluma karşı iktidar ve devletin toplumunu oluşturmak. Bu oluşumda öz toplumundan soyutlanmış çocuklar ve gençlere bambaşka bir dil, kültür ve tarih öğretilir. Bu eğitimde kendi özüne yabancılaştırma temel hedeftir. Hem ideolojik hem de maddi olarak kendilerine en devletçi kimlik kazandırılır. Böylelikle iktidarsız yaşamaları imkânsızlaştırılır. Devlet ve iktidar kendileri için varoluşun tek geçerli yolu haline getirilir. Devşirilen bu kesimler hem kendilerini devlet ve iktidar sayarlar, hem de böylelikle doğal toplumla zıtlaştırılırlar. Bazen devlet toplumuyla toplumsal doğa aynılaştırılır. Bu yanlıştır, çelişkilidir. Uygarlık tarihi bu çelişki üzerine bina edilmiştir. İktidarların eğitimi gasp etmelerinin altında bu tarihî gerçeklikler yatar. Yoksa topluma karşı eğitim görevi umurlarında değildir. Bir sermaye sahibi işçilerini ne kadar eğitiyorsa, iktidar da hükmettiklerini o mantıkla kendi kul-işçileri olarak eğitir. Adı bürokrasi de olsa, mensupları en alt düzeyden en üste kadar kul olarak yetiştirilir.

 

Özellikle ulus-devlet iktidarları toplumun tüm çocukları ve gençleri üzerinde tekellerini öncelikle eğitim yoluyla örerler. Kendi tarih ve sanat anlayışları, dinsel ve felsefi zihniyetleriyle yoğurdukları kişiler artık eski ailelerinin değil, iktidar sahiplerinin öz çocukları, mallarıdır. Büyük yabancılaşma böyle kurumlaştırılır. Burjuvazi eğitim açısından tüm toplum üzerinde en yoğun tekeli kuran sınıftır. İlk ve orta eğitimi mecbur kılıp, iş bulmak isteyenlere de üniversite diplomasını hatırlatınca, toplum gençliğinin üzerindeki yabancılaşma ve bağımlılaşma kıskacı, kafese alınma süreci zorunluluk kazanmış demektir. Zor, maddi güç ve eğitim toplumu sömürgeleştirmenin dayanılması güç silahları haline gelmiş demektir.

 

Dolayısıyla uygarlık tarihi boyunca devlet ve iktidarın eğitim aracıyla kendisine karşı yürüttüğü savaştan toplumun en büyük darbeyi almış olduğu rahatlıkla belirtilebilir. Toplumların eğitim hakkı gerçekleştirilmesi en zor haktır. Ulus-devletin ve ekonomik tekellerin devasa güçleri karşısında eğitim yoluyla kendi varoluşunu mutlaka güvence altına alması gereken toplum, tarihinin en zorlu dönemine girmiştir. İdeolojik hegemonya son iletişim devrimiyle birlikte tüm toplum üzerinde yürüttüğü medya savaşıyla, sömürgeleştirmeyi ask-eri ve ekonomik yön kadar, belki de ondan daha yoğun ve çaktırma-dan yürütmesi nedeniyle daha başarılı bir yeniden kültürel sömürgecilik yürütmektedir. Bu kültürel fetih ve sömürgeciliğe karşı toplu-mun en temel varoluş araçları olan öz ahlâkı ve politik mücadelesiyle direnmesi tek özgürlük ve kurtuluş yoludur. Gençlerini kaybeden toplum veya tersine toplumunu kaybeden gençlik yenilmiş olmaktan öteye kendi varlık hakkını kaybetmiş, ona ihanet etmiş demektir. Gerisi çürüme, dağılma ve yok olmadır. Buna karşı toplumun temel görevi, varoluşunun temel araçları olarak kendi eğitim kurumlarını geliştirmektir. İçerik olarak bilimsel, felsefi, sanatsal ve dilsel yorumlarını bilim-iktidar yapılanmasından ayrıştırmak, anlam devrimini başarmaktır. Aksi halde toplumsal varlığın ahlâki ve politik dokularını işlevsel kılmak mümkün olmaz.

 

Böylelikle eğitim sorunu özünde toplumun ahlâki ve politik kurumlarını (dokularını) zorunlu kıldığı gibi, ahlâk ve politikanın esas görevi de toplumsal eğitimi gerçekleştirmektir. Kendini eğitmeyen toplumun kendi öz ahlâkını ve politik kurumlarını geliştirme ve ayakta tutma imkânı ortadan kalkar; böyle bir toplum sürekli tehlike altında yaşamaktan, çürümekten ve dağılmaktan kurtulamaz.

    

“Her şeyden sizin ilerlemeye inanmanız gerekir. Buna inanmanız gerekir ve ilelemeniz için bu şarttır. Unutmamanız gerekir ki; eğer sizin devrimci bir pratiğiniz olsaydı, böyle zavallı bir durumda olmayacaktınız, sizler başarı yolunda ilerlemiş olurdunuz. Sizler başarısızlık ve çaresizlikle yüz yüze kaldığınız için, sizin en temel ihtiyacınız eğitimdir. Bu ihtiyacın farkında olmalısınız.”

 

“Bizler, eğitim ve kendini eğitme sorunu üzerine tartışıyoruz. Her birimiz bir öğretmen olabiliriz. Öğretmen olacağımız kadar, öğrenci olmamızda gerekir. Bunlar genel ilkelerdir. Bizim çalışmamızın özü, kendini daha başarılı ve yaratıcı bir eğitime ulaştırmaktır. Eğitimde hem eğitmek hem de eğitim görmek, sözkonusudur. PKK’de okul sistemi, öğretmen ve öğrenciyi farlı taraflarda görmez. Var olan sınavlarla beraber her kes eğitime hem bir öğretmen, hemde bir öğrenci olarak katılması gerekir.”  

 

02030405

 

Dilsoz Ehmed

 

Kaynak

https://alternativestoschool.com/articles/democratic-schools/

https://www.psychologytoday.com/intl/blog/freedom-learn/200808/children-educate-themselves-iv-lessons-sudbury-valley

https://dailyhistory.org/How_did_universities_develop%3F