Pedagoji, Andragoji ve Hotagoji

01

Pedagoji kelime olarak Yunanca bir sözcük olan paidagogus’ tan gelir. Bu kelime iki sözcükten oluşur: “Paid” çocuk anlamına, “agogus” da yönetme anlamına gelir. Böylece kelime bir bütün olarak ‘çocuğu yönetme’ anlamına geliyor. Bu kelimenin ortaya çıktığı zamanda, çocukları okul için yetiştiren yada öğrenme gönüllülerine öğüt ve yardımda bulunan kimselere, paidagogus denilirdi.   

Pedagoji, ders verme yöntemi olarakta bilinir, eğitimin teori ve uygulamasıdır. Ayrıca pedagoji, toplumun gelişmesine ve öğrencilerin politik bilinci ve psikolojisi üzerinde etkilidir. Pedagoji, öğrenme akışında yöntemi araştırma, beceri ve bilgi dönüşümüdür. Bütün bunlar; öğrenme teorilerini gözden geçirme, ihtiyaç ve merakla olur. Öğretme stratejileri, öğrencinin bilgi ve tecrübesi, ekoloji ve öğretmenin öğretme amacına bağlıdır. Buna rağmen çocuğa dar  bir çerçeveden yaklaşılıyor. Çocuk tek başına öğrenemez, çocuk okulla sınırlandırılmalı, kendisine müfredat hazırlanmalı ve öğretmende bunu uygulamalı anlayışı hakim.

Andragoji kavrama, 1833 yılında Alman bir öğretmen olan Alexander Kapp tarafında kullanılmış. Andragoji kelimesi de Yunanca’dan gelmektedir. “Andr” erkek ve “agogos” kelimesi de yönetme anlamına gelir. Böylece ‘erkeklerin yönetimi’ anlamına gelmektedir. Bu kavram Amerika’lı bir öğretmen olan Malcolm Knowles tarafından ortaya atılmıştır ve “yetişkinlerin öğitimi” teorisi olarak isimlendirilmiştir. Andragoji kavramı Amerika ve İngiltere’de yetişkinlerin öğrenme stratejisi ve yöntemi olarak yayıldı.   

Andragoji, yetişkinlerin(18 yaş ve üzeri) ihtiyaçları elde etme imkanıdır. Andragoji okumayla başlalayıp, üniversiteye kadar giden ve yaşamla devam bir süreçtir. Amacı; kişinin kültür, toplumsal ve ekonomi düzeyini yükseltmek  ve aktif bir şekilde bunun öncülüğün de yer almasını sağlamaktır. Böylece andragoji  kullanıcı olarak tanılır ve andragoji yoluyla devam eden eğitim programları okul, üniversite ve iş yerinde gerçekleşir. Yine andragoji yoluyla meslek kurma, uzaktan eğitim, kültür ve sağlık rehberliği, kişi yada özgünlüğü geliştirme eğitimi vs. gerçekleşir.

2000 yılnda Avusturalya’nın Southern Cross üniversitesin de Stewart Hase ve Chris Kenyon hotagoji yada“autodidactism” kavramını ortaya çıkartılar. “autodidactism” kavramıda Yunanca’dan gelmektedir. ‘auto’, hautos’tan gelir ve‘kendisi’ anlamını taşır ve ‘didactism’ de öğretme anlamına gelir. Böylece hotagoji de ‘kendi öğrenme’ anlamına gelir.   

Hotagoji yada kendi öğrenme öğretmen, okul, enstitü yada üniversite olmadan insanın kendi başına öğrenmesidir. İnsan öğreneceği branşı yada konuyu kendisi seçer. Yöntem ve öğrenme zamanını da kendisi belirler. Hotagoji, resmi eğitimin tamamlayıcısı yada alternatifi olabilir. Burda önemli olan husus; başka birinin etkisi olmadan, kendi başına öğrenmedir. Öğrenmenin amacı bilgi, tecrübe ve becerileri elde etme yada onları ilerletme olabilir.     

Yukarıdaki tanımlamalara göre; hotagoji ve andragoji arasında bir ilişki vardır ve her ikiside kavratmayla ilgilidir. Fakat, pedegoji sadece çocuklarla ilgilidir. Bu parçalamanın esası odur ki çocuk kendi başına öğrenemez. Birilerinin onları eğitmesi ve onlara ilişkin özel bir müfredatın olması gerektiği savunulur. Fakat diğer taraftan yetişkinler için; kendi başına öğrenebilirler, kendi yaşam yollarını çizebilir yada değiştire bilirler, denilmekte. Konuyla bağlantılı olarak Knowles teorisinin yetişkinlerin öğrenme motivasyonu hakkında altı bendi vardır:     

  1. Bilim ihtiyacı: Yetişkinlerin öğrenme nedenlerini tanıma ihtiyacı var.
  2. Temel: Öğrenme eyleminin temeli, tecrübelerdir(yanlışlarla beraber) 
  3. “Kendi” kavramı: Yetişkinlerin öğrenme kararları hakkında sorumlu olması lazım, öğrenmenin planlama ve değerlendirmesinde ortak olmaları gerekir.
  4. Hazır olma: Yetişkinlerin işine ve yaşamına doğrudan etki eden konularla daha çok ilgilenirler.
  5. Orientation: Yetişkinlerin öğrenimi içerikten çok, sorunlarla bağlantılıdır.
  6. Motavisyon: Yetişkin olanlar, dışardaki motivasyondan ziyade içtekiyle etkilenirler.

Burda dikatimizi çeken bir soru var: Knowles’in yetişkinlere dönük sıralamış olduğu bu özellikler, acaba çocuklarda yok mudur? Örneğin; çocuklarda öğrenme nedenleri yokmu, çocuklar kendi öğrenme planlanma ve değerlendirmesine katılamaz ve öğrenmek için hazır olamazlarmı? Çoğu insanın belirtiği aksine, çocuklarda büyük bir öğrenme isteği vardır. Çocukların etrafını keşfetme ihtiyacı var ve onların olayları görme ve değerlendirme durumları var. Çocukların yaşadığı toplum yeni bir dünyadır ve her şeyi tanıma ihtiyacı vardır. Yetişkinlerin  kişiliği çocuklukta oluşmaya başlar ve yaşamla devam eder. Yetişkinlerde bulunan tüm bilgi, beceri ve tecrübeler, çocukluk döneminde oluşup gelişirler.     

Bundan dolayı insanın büyüme aşamaları birbirinden kopuk ele alınmaz ve farklı kalıplara konulmaz. Çümkü insan bir aşamadan diğerine geçtiği zaman, farklı bir kişilik yapısına sahip olamaz. Bu aşamaları bir zincirin halkası gibi birbirine bağlanması biçiminde ele alınması daha doğrudur. Çünkü her bir halka diğerini tamamlamaktadır. Hotagoji pedagoji ve andragoji de uygulandığı zaman, en iyi sonuçları elde etmekteyiz. Örnek olarak; okul öncesi ve sonrasındaki çocukların, özgür bir oyunu, öğrenme yardımıyla oynar. Çocuk oyun yoluyla toplumsal, bilimsel ve duygusal  becerileri kendinden emin bir şekilden alabilir ve bu da yaşam tecrübesinde kendisine yardımcı olacaktır. Bilindiği gibi; çocuklar için oyun kendiliğinden bir eylemdir ve dikkat çekicidir. Öğretmenin doğrudan yardımına yada rehberliğine ihtiyaç yoktur. Çocuklara sadece oyuncaklar sunulsa, hayallerine yol açılmış olunur.        

Başka bir örnek vermek gerekise; eğer öğrencinin önü açılsa, kendine uygun gördüğü ve istediği branşı yada konuyu seçer. İlgisini çekmeyen branşı yada konuyu okumaz. Eğer aşkla matematiği okursa, yaratıcılığı mutlaka olur. Yetişkin yada yaşı daha büyük öğrenciler için, günlük yaşamın öğrenmeyle ilişkisi, kendi öğrenmeye yardımcı bir atmosfer oluşturur. Doğa başta olmak üzere tarım, mesleki, tekniki ve hizmet kurumları vs. çevremiz de olan her şey, öğrenmenin bir imkanı yada kapısıdır. Tarımı seven bir yetişkin yada öğrenci her ne kadar ticaret yada başka bir meslek öğretilmeye çalışılsa, yaratıcılık gerçekleştirmesi mümkün olmaz. Eger kendisine imkanlar sunulsa, tüm gücünü ve becerisini tarım alanında kullanmaya çalışacaktır.   

 

Gündelik yaşamada çocuğu öğrenmeye teşvik etmek, kendi öğrenmesine yardımcı olacaktır ve öğrendiği şeyde kendini özgür hissedecektir, bu da toplumda rol sahibi olan bir kişiliğin şekillenmesini ortaya çıkaracaktır. Çocuğa müfredat hazırlanıp ve kendisi buna zorla dahil edilirse, bundan uzaklaşacak ve sadece yetişkinlerin gönlünü razı edebilmek için uğraşacaktır. Biz böyle bir şeyi kesinlikle istemeyiz, bizler toplum sorunlarını bilen ve öğrenme yoluyla bu sorunları çözen bilinçli bir nesil istiyoruz. Diğer taraftan; eğer bir yetişkin üniversitede yada çalışma hayatında ise, kendisine imkanlar yaratılıp öğrenme yoluyla kendisini sürekli geliştirmesinin koşulları sağlanmalıdır. Yetişkinlerin beceri ve yeteneklerini geliştirmesi, çocukluktan başlar. İnsan sevdiği şeyi öğrendiğinde, işini sevecektir, yaratıcı olacaktır ve sürekli işi ilerletme çabasında olacaktır.

Öğrenme sevyesini düşürme çabası ve öğrenmeyi yükseltmek, değişmenin en önemli göstergesidir ve bunun toplumda başlaması gerekir. Kendi başına öğrenmek olan hotagojiyi genelleştirip çocukluktan başlatmak ve okuma aşamalarına dahil edip pratik yaşamda gerçekleştirmek, kendisiyle beraber farklı bir durumu ortaya çıkaracaktır. Böylece işde tekrenkli ve rotinlik olmayacak. Kimse büyük bir makinenin parçası olmayacak. Herkes eşşiz, motivasyon, güç ve büyük imkanların sahibi olacak. Toplumu geliştirme amacı, sürekli olarak büyük gelişmeleri beraberinde getirecektir.    

 

Rûbar Mihemed