Asimilasyon Politikalarına Karşı Kürt Dili ve Kültürünün Direnişi

Adar

Ulus ve ülkelerin tarihlerinde kendilerini üzerinde kurdukları, sürdürdükleri ve geliştirdikleri bazı temeller vardır. Bu temellerin tümü bir araya geldiğinde mevzu bahis ulus ortaya çıkar. Bu temellerden biri eksik olduğunda ulusun bir ayağı sakat kalır ve ulusu yok olmaya doğru götürür. Bu temelleri; kültür, dil, kimlik, tarih, coğrafya ve toplumsal bilinç olarak sıralayabiliriz. Bu temellerin her biri varlığı ve önemine dayalı olarak ulusun var olmasında görev alır. Ama bu temellerin arasından kültür ve dil temelleri önem ve yaşamsallığı bakımından bir adım daha öne çıkarlar. Dil ve kültür bir ulusun kalbi ve beyni gibidir. Bunlar öldüğü takdirde ulusun ölümü gerçekleşir. Bu durumda kültürün beyin, dilin ise kalp olduğunu söyleyebiliriz. Bunların her ikisi veya biri öldüğü takdir de kısa bir sürede ulusun ölümü de gerçekleşir. Dil ve kültür iç içe ve ve bir birini geliştiren iki başlıca unsurdur. Dil tüm yazılı ve sözlü edebi yapısıyla kültürün en önemli bir parçasıdır. Aynı zamanda kültür de dilin en estetik ve somutlaşmış halidir. Varoluş mücadelesi veren halklar ve uluslar, kuşkusuz en çok bu alanlarda mücadele verirler. Dil ve kültür alanında amansız bir mücadele verirler. Bunlardan biri de Kürt halkıdır ve her şeye ragmen varlığına yani dil ve kültürüne sahip çıkmaktadır. Ama tarihte dil ve kültürlerini yitiren halklar ve toplumlar bugün ölüler. Yaşasalar bile bu yaşama fizyolojik veya anatomic bir yaşamdır. Bundan başka da hiç bir şey kalmaz. Yine eğer bir halkın dili ve kültürü yasaklandığı zaman, buna karşı güçlü bir direniş gösterilmezse, o toplum yok olmaya doğru gider. Ama eğer ki direniş gerçekleşirse de, bu direniş kendini en çokta dil ve kültür alanında gösterir.

Kuşkusuz güçlü bir toplumsal bilince sahip bir toplum dilsel ve kültürel değerlerini korumak için teslimiyeti asla kabul etmez. Toplumlar için teslimiyet veya teslim olma yok olma anlamına gelmektedir. Değerlerini korumak için legal yollar kapandığında ise, illegal yollarla kendi haklarını koruma mücadelesi verirler. Okul, resmi daire-kurumlar toplumların dil ve kültürlerini koruyup geliştirmez ise, bu durumda toplumlar bu görevi üstlenir ve kendi çocuklarını kendi dil ve kültürleriyle eğitirler. Toplumlar bunu evde ve sokakta gerçekleştirirler. Doğrudan anne tarafından verilen eğitim ile ana dil yeni kuşaklara aktarılır ve öğretilir. Ayrıca yeni kuşaklar esasta toplumun bilincini taşıyan destan ve öykülerle kendi ulusunun kültür ve realitesini öğrenirler. Nasıl ki bir İngiliz Hamlet öyküsünde kendi dilinin ve kültürünün yansımasını görüyorsa, bir Kürt te Mem û Zîn, Xanê Lepzêrîn (Altın Pençeli Han) Derwêşê Evdî, Kawayê Hesinkar (Demirci Kawa) öyküleriyle, yine Ez Xelef im, Hoy Memo, Zembilfiroş türküleriyle kendi dil ve kültürünün yansımasını görür. Bu eserlerde kendi dil, toplumsal bilinç, kültür ve tarihini öğrenir. Kürt ulusunda kendi dil ve kültürünü koruma ve sahiplenme bilinci kendi ve ulusunun varlığı olarak bilinmektedir. Kürt halkı kendi dil ve kültürüne sahip çıktığında aslında kendi ve ulusuna sahip çıktığını bilmektedir. Kürt ulusu ve toplumu her zaman kendi dil ve kültürünü geliştirme çalışmalarından geri kalmamıştır. Gizlice yada yurt dışında yürütülen çalışmalarlada olsa her ne olursa olsun bu çalışmalarını yürütebilmiştir. Erivan ve Bağdat Radyolarında kültürel ve sanatsal çalışmalarını yürütmüştür. Yine Kahire’de çıkarılan ‘Kurdistan’ gazetesi ve onu takip eden yayınların tümüyle de kendi dil ve edebiyat çalışmalarını sürdürmüştür. Kürt dili ve kültürünün kurumlaşması daima egemenler tarafından yasaklanmış veya tehlikeli bulunumuş. Tüm bunlara rağmen her koşulda çalışmalar devam etmiş ama istenilen kurumlaşma gerçekleştirilememiştir.

20. yy sonlarına kadar bu koşullar sağlanamamıştır. Zaten baskı ve işkencelerden dolayı ülkede bu mümkün olmamıştır. 80’li yılların başlarında Avrupa’da Yurtsever Sanatçılar Birliği (Yekitiya Hunermendên Welatparêz - Hunerkom) kuruldu. Hunerkom Kürt kültür ve sanatı bakımından ilk ve önemli bir adımdı. Kültürel ve sanatsal etkinlikler bu çatı altında yürütülmeye başlandı. Ayrıca bu yıllarda başta Stockholm, Paris ve İstanbul’da Kürt Dili Enstütileri açılmıştır. Bu enstütilerde Kürt dili ve edebiyatını geliştirme ve araştırma çalışmaları yürütülmektedir. Kürt dili ve edebiyatı konusunda araştırma sahibi dil bilimcileri, edebiyatçılar ve aydınlar bu enstütilerde çalışmalarını sürdürdüler.

Aynı zamanda Kürt Özgürlük Hareketi’nin gelişmesiyle kültür-sanat ve dil-eğitim-edebiyat çalışmalarına da yer verildi. Kürdistan Özgürlük Hareketi çatısı altısında dil ve eğitim çalışmaları Kürt Dili ve Eğitimi Hareketi (Tevgera Ziman û Perwerdeya Kurdî – TZP Kurdî) adıyla yürütüldü. KCK sistemi oluşturulduktan sonra dil ve eğitim çalışmaları toplumsal çalışmanın bir boyutu olarak ele alındı ve KCK Eğitim Komitesi’ne bağlandı. Buna parallel olarak gelişen Rojava Devrimi’yle birlikte detüm alanlarda büyük adımlar atıldı. Kürt Dil Kurumu (SZK – Saziya Zimanê Kurdî) dil ve eğitimin kurumsallaşması olarak gelişti. Bir yandan eğitim ve dil çalışmalarını yürüttü bir yandanda dil üzerinde araştırma ve geliştirme çalışmaları yönetildi.

Tarih boyunca asimilasyon, soykırım ve kendi özüne yabancılaştırma saldırılarına maruz kalan bir halk maddi ve manevi değerlerini sahiplenerek bugün dil ve kültür alanında kurumlaşarak yeni kuşaklarına, yarınlarına değerlerini öğretmektedir.

Günümüzde önemli bir aşamaya gelen Kürt dili ve edebiyatı çalışmaları ‘Kurdistan’ gazetesi ve ona bağlı olarak gelişen ve günümüze kadar gelen onlarca yayınların ve Baba Tahir, Melayê Cizîrî, Celadet Bedirxan, Ehmedê Xanê, Cegerxwîn ve daha nice dil bilimci ve edebiyatçının kutsal emekleriyle ve de Kurdistan Özgürlük Hareketi’nin verdiği on binlerce çok değerli bedeller sayesinde buralara gelmiştir. Nasıl ki hiçbir şey stabil veya durağan değilse, dil çalışmaları da durağan değildir. Verilen bu değerler ışığında daima ileriye doğru gitmektedir...

 

 Mihemed Gabar