Öğretim Sanatı

A

Konu öğretim olduğu zaman, ilk olarak aklımıza öğretmen, öğrenci, okul, kitap vb gelir. Ama eğer konumuz sanat ise, o zaman aklımıza, resim, müzik, tiyatro vb. gelir. Kimileri sanat ve öğretimin birbirinden ayrı olduklarını ve hiç bir alakalarının olmadığını söyler. Acaba gerçekten de birbirinden ayrımıdırlar? Her ikisi birbirini tamamlayamaz mı? Bu yazıda bu sorulara cevap vermeye çalışacağız.

          Sanatçılar güzel bir eser ortaya çıkarabilmek için bilimsel birçok tarz denerler. Müzik, resim vb için birçok bilimsel tarz vardır. Eğer bir sanatçının eseri bilimsel bir altyapıya sahip değilse, kuşkusuz başarısız olacaktır. Öğretmen ne kadar bilgili olursa olsun, eğer derste özel yöntemler kullanmazsa, bilgisini öğrencilere aktaramayacaktır. Buradaki bilgi aktarımında maksat, matematikteki işlemlerin ezberlenmesi ya da öğretilmesi veya tarihi bir olayın hatırlanması ya da bir coğrafya parçasının özelliklerinin sayılaması anlamı gelmemektedir…

          Eğitimle ilgili üniversite ve enstitülerde uygulanan bir çok ders verme yöntemi vardır. Tüm öğretmenler tarafından da bilinmekte ve koşullar uyarınca uygulanmaktadır. Ama acaba istenilen sonuca ulaşılabiliyor mu? Kuşkusuz sonuçlardan kastımız sınav sonuçları değil; öğretmen ve öğrenci arasındaki, okul ve öğrenci arasındaki ve öğrenci ve bilim arasındaki ilişkiden bahsediyoruz. Pratikte eğitimin anlamına bakıldığı zaman, çok büyük bir boşluk görülmektedir. Bir tarafta öğrenci, diğer tarafta da öğretmen, okul ve bilim yer almaktadır.

          Bu boşluğun ortadan kaldırılması için, öğretmenin bir çok yöntem uygulaması yeterli değildir. Öğrencileri tüm duygu ve düşünceleriyle kendisine çekebilmek ve aktif bir duruma getirebilmek için gizemli bir güce ihtiyacı vardır. Eğer ki sanatın ilgi çekme gücünden yararlanabilirsek ve eğitimde kullanabilirsek, çok olumlu sonuçlar elde edebiliriz. Eğitim için gerekli olan sanatta var olan sihirdir. Örneğin: bilindiği gibi fizik kitabı öğrenciler için çok zor ve sıkıcıdır. Ama Hollandalı fizikçi Walter Lewin güzel ve sanatsal yönüyle fizik sevgisini öğrencilere aktarmıştır. Lewin bu konu hakkında; “Öğrencilere fiziği zorlaştıran öğretmenler suçludur” demektedir.

          Nasıl ki, bilimin sanata ihtiyacı var ise, aynı şekilde sanatın da bilimle ihtiyacı vardır. Başarılı öğretmenler her ikisini birleştirerek öğrencileri teşvik edebilecek ve bilime doğru çekebilecektir. Öğrenciler bilimi sevip ve istekle öğreninceye kadar kendi yaşamlarında uygulamalıdır. Bazıları; “Acaba öğretmen sanatı eğitime katmışsa, öğrencilerin karşısında şarkı mı söylemeli, resim mi çizmeli, halay mı çekmeli ya da tiyatro mu oynamalı?” şeklinde sorular sorabilir. Kuşkusuz bahsetmek istediğimiz mevzu bu değildir. Yine derslerin olmazsa olmazı olan yardımcı ve bilimsel deneyimlerden de bahsetmiyoruz. Burada öğretmenin özünden bahsediyoruz ki bu her üç taraf (öğrenci, okul ve toplum) arasındaki umut, istek ve inanç bağının güçlenmesidir. Bu konuyu Maria Montessori, “Öğretmenin başarısının en büyük göstergesi, öğrenciler şimdi bensiz çalışabiliyorlar diyebilmesidir.” Biçiminde ifade etmektedir. Yine bu konuda bir Çin atasözü “Bana söylersen unutabilirim, gösterirsen anımsayabilirim ama beni de katarsan, anlarım.” der. Bir öğretmen her şeyden önce kendi bölümünü sevmeli ve kendi kişiliğinde uygulamalıdır. Kendi bölümünü sadece bilgi yığını olarak görmemeli ve bir bilgisayar gibi sadece ihtiyacı olduğu zaman hatırlamamalıdır. Öğretmen işiyle bir bütün olduğu zaman, öğrencileri bilgiye ulaştırmada yaratıcı olacaktır. Sanatın eğitime katılamayacağına dair her hangi bir kural, ölçü ve şart yoktur. Bu öğretmene bağlıdır. Eğer buradaki amaç öğrencinin ilgisini bir konuya çekmek ise, o zaman öğretmenin bu amacını uygulamasındaki hayali de sınırsızdır.

          Bir işte deneyim, kalite, kabiliyet hangi meslek içinse, olmazsa olmaz bir ihtiyaçtır. Ama eğitim konusunda bu yeterli değildir. Öğretmen kendi duygu, vijdan ve hissiyatını işine katarsa, bir sanatçı gibi kendi sanatıyla birleşecektir. O zamanda bunun öğretme sanatı olduğunu söyleyebiliriz.

 

Rubar Mihemed