Kendi Toprakları Üzerindeki Mülteciler

Wasokani

Tarih ilk bu topraklar üzerinde başlamıştır. Bu topraklarda ilk buğday, arpa vs tanesi ekilmeye başlandı, yine ilk hayvan bu diyarda evcilleştirildi. Bu topraklarda taş taş üstüne konularak ilk duvar örüldü. İlk kez bu diyarda insanların merakı doğanın sırrını bulmaya ulaştı ve bilim ilk kez burada gelişti. Çeşit çeşit bitkiler karıştırılarak bin bir dert ve hastalığa derman-ilaç burada yapıldı. İlk köy ve şehirler burada gelişti. Farkındalık ve astronomi burada gelişti. Tabletler üzerinde ilk yazı burada yazıldı. Mitoloji ve ilk innaçlar burada yaşandı. İlk peygamberler, filozoflar, önderler ve bilgeler bu topraklarda yaşadı. İlk semavi dinlere beşiklik bu topraklarda yapıldı. Buranın güzelliği ve gelişmişliği civar bölgeleri etkisi altında bırakmıştır. Burası Mezopotamya’dır. Yani Mezrabotan’dır. Mezopotamya Dicle ve Fırat akarsularının güzelliğiyle hayata gözlerini açmıştır.

O halde neden bu bölge diğer bölgelerden daha farklı özellikler kazanmış. Acaba bu coğrafyanın sırrı nedir? Neden ilk herşey burada yaşanmış? Burası Mezopotamya’dır, burada toprakta iki şey yeşerir. Birincisi kutsallık, ikincisi ise lanettir. Bu toprağın laneti sürekli işgal saldırılarına maruz kalmaktır. Sürekli katliam, yıkım, parçalanma ve zorunlu göçe maruz kalmaktır. Yok sayılmaktır.

Mezopotamya ve Kürdistan tarihinde her zaman korkunç büyüklükte saldırılar yaşanmış ve bu saldırıların sonucunda da göçler yaşanmıştır. Bölgenin en kadim şehirlerinden olan Waşokani-Xweşkani-Serekaniye Mitanilerin başkentidir. Tarih boyunca Waşokani bir çok güç tarafından Mitanilerden günümüze kadar dört kere viran edilmiş ve halkı göçe maruz bırakılmıştır. En son olarak 2019’da işgalci Türk devleti ve ona bağlı paramiliter çeteler beşinci kez Serekaniye saldırıp viran ettiler. Ve Serekaniye’de yaşayan halklar da kendi vatanlarında mülteci oldular...

Kürdistan Halklarının Önderi Abdullah ÖCALAN bu konu hakkındaki görüşlerini, “Kürt olmanın anlamı kendi öz ülkesi olmayan grupların kalıntısına eşdeğerdir, beş para etmez. Parasızlıkla aynıdır. Her zaman işsiz kalanlar, her türlü ücrete çalışanlar, daima yaşam kavgasını verenler, kendi kültürel ihtiyaçlarını unutanlar, kendi maddi ihtiyaçlarını karşılamak için korkunç bir şekilde çabalayanlar, ekmeğin ülkesinde ekmeksiz kalanlardırşeklinde dile getirmektedir.

İşgalci Türk devleti Rojava Devrimi’nin kazanımların yok etmek için 2019 yılında Rojava’ya kapsamlı ve topyekün bir saldırı başlattı. Bu saldırılar sonucunda Serekaniye ve Gire Spi kentleri ve kırsalı Türk işgalci güçleri ve çeteleri tarafından işgal edildi. Kürt, Arap ve Süryan halkından oluşan Serekaniye ve Gire Spi yerleşenleri tarihte olduğu gibi tekrar zorunlu göçe maruz bırakıldı. Bu bölgelerden yaklaşık 300 bin civarında insan çevre kentlere göç etti. Çocuk ve kadınlarında aralarında bulunduyu yüzlerce insan bu saldırılarda katledildi ve yaralandı. Serekaniye ve Gire Spi göçmenleri için Heseke kentinin 12 km kuzey batısına düşen Tiwena kasabasında “Waşokani Kampı” adında bir kamp hazırlandı. Serekaniye’den göç eden binlerce kişi bu kampa yerleştirildi. Kampta yaşam koşulları normale dönüyor. Kamp sakinleri için her şeye rağmen yaşam devam ediyor. Özerk Yönetim tarafından yaşam koşullarını normale getirmek için büyük çaba ve gayretler var. Waşokani kampındaki insanlar her gün mültecilik travmasından biraz daha uzaklaşıp gündelik yaşamlarına dönmektedirler. Sakinler için hayat devam ediyor. Çocukların eğitimlerini sürdürebilmeleri için ilk okuldan liseye kadar okullar açılmıştır. Ayrıca kamptaki hizmet çalışmaları da sürekli devam etmektedir. Diyebiliriz ki Serekaniye’de uzak kalan Serekaniye halkı, Serekaniye sevdasını kalbine taşıyarak ve bir gün mutlaka tekrar Serekaniye’ye dönme umudunu diri tutarak kampta yaşamlarına devam etmektedirler. Güncel verilerle Waşokani Kampı’nda 6.200 kişi yaşamaktadır. Bunun dışında Heseke şehir merkezinde göçmenler için 64 okul ve benzeri yapı hazırlanmıştır.

Kampta olan durumu yakından takip etmek, yaşam koşullarını görmek ve özellikle de çocukların ve eğitimin durumun yansıtmak için kampa bir ziyaret gerçekleştirdik. Ziyaret dahilinde kampın eğitim alanı yönetimi, öğretmen, öğrenci ve ailelerle çocuklar ve eğitimle ilgili bir dizi röportaj gerçekleştirdik. Kış mevsiminin ağır koşullarına rağmen kampta yaşama dönüşün sıcaklığı göze çarpıyordu. Çadırların altında eğitim gören çocuklar büyük bir sıcaklık ve istekle derse yaklaşıyorlardı. Eğitimin yegane kurtuluş yolu, böyle durumları önlemenin yolu olduğunun farkına varmışçasına derse pür dikkat katılıyorlardı. Kaderin değişi eğitimden geçmektedir.

Serekaniye okulları yönetim sözcüsü öğretmen Fatma Mihemed Mihemed bizlere kampın eğitim durumuyla ilgili konuştu. Fatma Öğretmen; “İşgalci Türk ordusu ve ona bağlı paramiliter çete güçleri Serekaniye ve Gire Spi bölgesine karşı kapsamlı saldırı başlattılar, bu saldırıların sonucunda da büyük bir savaş başladı. Bu saldırılardan dolayı biz Serekaniye halkı olarak zorunlu göçe maruz kaldık ve Heseke Kantonu’nda yerleştik. Kısa bir sürede Özerk Yönetim bu kampı biz Serekaniye göçmenleri için hazırladı. Bu kampa yerleştikten sonra Eğitim Bakanlığı’yla iletişime geçtik ve eğitim sistemini yeniden oluşturduk. İhtiyaçların karşılanması için Kamp Yönetimi ve Heyva Sor (Kızıl Ay) yönetimini ziyaret ettik. Böylelikle okulların kurulması ve eğitimin yeniden başlaması için koşullar oluşturuldu ve büyük moral aldık. İlk aşama için Heyva Sor bizlere çadır temin etti. Şu an ilkokuldan liseye kadar toplam 1.500 çocuk 31 komünde eğitim görmektedir. İlk başlarda sınıf olarak kullanılması için 14 tane çadır almıştık. Zaten ilk başlarda öğrencilerimizin sayısı 1.200 civarındaydı. Ama daha sonra kamptaki tüm çocuklar eğitimlerine döndü ve yeni çadırlar aldık böylelikle çadır sayımızı 31 çıkardık. Böylelikle öğrenci sayımız da 1.500’e çıktı. Elverişsiz koşullardan dolayı eğitim üç öğün olarak görülmektedir. Yaklaşık 1.5 aydır eğitime başlamışız. Sabah saat 07:00’den 10:00’a kadar 3, 4 ve 5. sınıflar, saat 10:00’dan 12:00’ye kadar 1. ve 2. sınıflar ve saat 12:00’den saat 15:00’e kadar da 6, 7, 8, 9 ve 10. sınıflar eğitim görmektedirler. Eğitimin sağlıklı devam etmesi için kitap, defter vb. ihtiyaçlar karşılandı. “Help Kurdistan” Eğitim Bakanlığı’yla koordineli bir şekilde çocuklara okul hazırladı ve çanta, ceket vb. ihtiyaçları dağıttı. Yegane amacımız çocuklarımızı geliştirmektir. Gerçekten çok büyük imkansızlıklarla karşı karşıya kalıyoruz. Heyva Sor ve Help Kurdistan bizlere çok yardım ettiler. Öğrencilerimiz çadırlarda eğitim görmektedirler, bizler bu konuda çok zorluklarla karşı karşıya kalıyoruz. Çadırlarda sobaların yakılmasından kaynaklı yangın çıkma kaygısı yaşıyoruz” şeklinde konuştu.

Fatma Öğretmen, öğretmenler konusunda da, “Serekaniye’de öğretmenlik yapan yaklaşık 400 öğretmen, Heseke bölgesinde yerleştirildi. İlk başlarda 63 öğretmen kampta görevlendirildi, ama öğrenci sayısının artmasıyla 10 öğretmen daha kampa düzenlendi. Bununla birlikte Zirgane’li öğretmenler de kampta görev yapmaktadırlar. Acil bir şekilde okul okul yapılarına ihtiyacımız var” dedi.

Kamptan bir öğretmen saldırı ve mültelicikten önceki öğretmenliğine değindi ve ekledi; “Önceleri Serekaniye bağlı Esediye köyünde öğretmenlik görevimi yürütüyordum. Ben ve öğrencilerim bu mültecilikten dolayı çok zorluk çektik. Şimdi kampta eğitimimizi görebiliyoruz. Eğitimden uzak kalmadan dolayı öğrencilerimiz devamsızlık ve öğrenme konusunda da çok zorluk çektiler. Bu nedenle kampa ilk geldiğimizde disiplinle ilgili sorunlarla yüzyüze kaldık. Öğrencilerimizin psikolojini anlamaya çalışıyoruz ve buna göre yaklaşım sergilemek istiyoruz. Öğrencilerin yaşadığı durum kolay değil. Onları bu psikolojiden kurtarmak istiyoruz. İlk zamanlarda ki şen ve mutlu hallerine getirmek istiyoruz. Her durumda öğrencilerimize yardım ediyoruz” dedi.

Serekaniye’deki Salim Elmeri Okulunda öğretmenlik yapan Şerin Oso kamptaki eğitimin durumuna değindi ve “Yaklaşık üç aydır Serekaniye’den uzakta mülteciyiz. Bir çok zorluk yaşadık. Çadırlarda eğitim görmek veya vermek çok zordur. Materyal ve ihtiyaçlarımız çok kısıtlıdır ve gün geçtikçe öğrencilerimizin sayısı artmaktadır. Öğrenciler çadırlarda üşüyorlar. Çocuklara okullar yapılmasını umuyoruz” dedi.

Waşokani kampında mültecilik ve Serekaniye’den uzaklığa rağmen hayat devam ediyor. Serekaniye dönüş buradaki tüm halkların umudu ve hasretidir. Saldırı ve işgalle buradaki kardeşliği yıkmaya çalışanlar başaramadılar. En zor koşullarda da kardeşlik ve eşitlik sürdürülmektedir. Bu kampta halkların birlikteliği vardı. Düşmanın saldırılarla yıkmaya çalıştığı ve amacına varamadığı birliktelik vardı. Kürt ve Arap çocuklar kamptaki sokaklarda sanki Serekaniye sokaklarındaymışçasına, snaki Serekaniye okullarındaymışçasına okuyor ve oynuyorlar. Kampın vermek isteği mesaj ise, “tüm zor ve ağır koşullarda da kardeşliğimizden vazgeçmeyeceğiz.”dir.

 

1

2

3

Image removed.

5

6

7

8

9

10

11

12

13

14

15

16

17

18

19

20

21

22

233

24

25

26

27

28

29

30

31

32

33

34

35

36

38

38

39

40

41

42

43