Demokratik Ulus Eğitimi

1gh

İnsanın diğer canlılardan farklı bir tür olarak gelişmesinde tarihsel-toplumsal gerçekliği belirleyici özelliğidir. Toplumsal zihniyetin, insanın varoluşunu anlama ve anlamlandırma çabası olarak gelişimi, toplumsallaşmanın ve insan olmanın esasıdır.

Toplum ve insanın zihinsel ve ruhsal gelişiminde eğitim en temel etkinliktir. Ahlaki-politik eğitim, bilim-felsefe-sanat-din eğitimi daha doğru, iyi ve güzel yaşam arayışında olan insan ve toplumların bitmez-tükenmez çabası olarak insanlığın en büyük ortak kültürel mirasıdır.

İnsan ve toplumun kendi öz varlığını anlama, zihinsel, ruhsal, duygusal, bedensel gelişimini sürdürmeye yönelik en temel çabalarından olan eğitim, Devlet ve İktidar güçleri tarafından tam zıddına dönüştürülmüştür.

5000 yıllık Erkek Zihniyetine dayalı iktidarcı, devletçi uygarlığın tüm katliam ve baskılarına karşı başta kadınlar olmak üzere  ezilen tüm toplumlar, halklar, kültürler bu temel faaliyetlerini yürüttükleri oranda direnebilmiş, varlıklarını, özgürlüklerini koruyabilmişlerdir.

Toplumsal gerçekliği ve anlamını parçalama ya da toplumsuzlaştırarak bireyi köleleştirmek,  hiçbir dönemde olmadığı kadar son 500 yıllık kapitalist modernite sürecinde yaşanmış, bunun da en vahşi tarzı inkar-katliam, soykırım ve asimilasyon olarak son 200 yıldır Kürdistan Halkına uygulanmıştır.

Kapitalist modernite çağında tüm toplumlara dayatılan ve özelde de sömürgeci Türk, Fars, Arap iktidar ve egemen güçleri tarafından Kürdistan halkına uygulanan soykırım ve asimilasyonda ulus-devlet milliyetçiliğine, faşizmine dayalı eğitim anlayışı ve kurumları en belirleyici silah olarak kullanılmıştır.

Bu inkar, imha, soykırım ve asimilasyon sistemine karşı yarım asıra varan Önder Apo öncülüğündeki Kürdistan Özgürlük Mücadelesi, aynı zamanda Kürdistan ve Ortadoğu ezilen halkları açısından büyük bir zihniyet, duygu, irade, vicdan, ahlak, sosyal, kişilik ve kadın devrimi olarak da gelişerek özgür ve onurlu birey-toplum-yaşam gerçekliğine dönüşmüştür.

3. Dünya Savaşı olarak tanımlanan günümüzdeki Kapitalist Hegemonyanın ve bölgesel sömürgeci faşist ulus-devletlerin başta Kürdistan Halkı olmak üzere Ortadoğu’nun mazlum halklarına ve emekçilerine dayattığı baskı, sömürü, asimilasyon, inkar ve katliama karşı halkların direnişi ve Kürdistan Devrimi, Demokratik Ulus ve Demokratik Konfederalizm temelinde  tüm ezilen halklar ve kültürler için gerçek özgürlük çizgisi ve kurtuluş yolu haline gelmiştir.

3. Dünya savaşı bir çok yönüyle sürdürülen bir savaş olsa da en derinden ve kapsamlı yürütülen mücadele,  zihniyet mücadelesi ya da farklı bir ifadeyle ideolojik mücadele, hakikat mücadelesi olmaktadır. Ulus Devlet ile Demokratik Ulus zihniyeti arasındaki bu mücadele, 5000 yıllık Devlet Uygarlığı ile Demokratik Uygarlık arasındaki tarihsel iki çizgi mücadelesinin en yoğunlaşmış hali olarak Ortadoğu’da Kürdistan Devrimi ile ona dayatılan karşı devrim biçiminde sürmekte, halkımızın olduğu kadar tüm insanlığın kaderini de etkileyecek düzeyde yürütülmektedir. Özgür Kürt bireyini ve toplumsallaşmasını açığa çıkaran tarihsel değerlerin bilinci ve ruhu bu karşı devrimi yenilgiye uğratarak Kürdistan Devrimini bir Ortadoğu Devrimi ve İnsanlık Devrimi olarak geliştirmede en büyük güç, en etkili direnme ve başarma iradesidir.

Her şeyden önce Demokratik Ulus, bu yarım asıra varan büyük mücadelenin tarihsel birikimini, devrimsel gelişmelerin ruhu ve zihniyetini ifade etmektedir. Demokratik Ulus anlayışımız,   Demokratik, Ekolojik, Kadın Özgürlükçü Toplum Paradigmamızın somutlaştığı, Demokratik Sosyalizm mücadelemizin yürütüldüğü esas alandır.

Demokratik Ulus eğitiminin öncelikli görevi, bu zihinsel ve ruhsal gelişmeyle Özgür Kürt kimliği ve toplumsallaşmasını sağlayan 45 yıllık mücadele gerçekliğini, birikimini, değerlerini topluma ve insanlara doğru taşırmaktır.  Bu mücadele değerlerini her türlü çıkarcı-maddiyatçı-iktidarcı yaklaşımlarla tasarrufuna almaya çalışan, yok sayan, saptıran, çarpıtan, karalayan ve asimile etmeye çalışan güçlere, anlayış ve eğilimlere karşı tüm toplumu ve insanları eğiterek, aydınlatmaya çalışmak ve böylelikle zihniyet devrimini derinleştirerek sürdürmek  eğitim çalışmalarının esası, Demokratik Uluslaşmanın özüdür. Özcesi, Demokratik Ulus ile Ulus-Devlet anlayışı ve zihniyeti arasında çok derinlikli ve kapsamlı yürüyen tarihsel mücadele ile  bu mücadeleyle açığa çıkmış tarihsel-toplumsal değerlerin doğru bilincinin tüm topluma taşırılması, devrim ve karşı devrim mücadelesinde sonucu belirleyecek temel çalışmaların başında gelmektedir.

Önder Apo, Demokratik Ulusu, “Varoluşu hakkında doğru bilinç kazanmış toplumun ulusallığı” ve “kendi içinde sınıfsallaşmaya, baskıya izin vermeyen toplumsallaşma” olarak çok derinlikli ve kapsamlı çözümleyerek, Kürdistan Özgürlük Mücadelesini bu esaslar üzerinden geliştirerek Kürdistan Halkının Özgürlüğü ve Ortadoğu’nun Demokratikleşmesinde büyük bir devrimsel öncülük ve mücadele düzeyini açığa çıkarmıştır. Birey ve toplum, kadın ile erkek arasındaki ilişkiler kadar, doğa-toplum ve farklı toplumsallıklarla kültürler arasındaki  ilişkinin de özgürlük ve eşitlik temelinde evrensel ve tarihsel gerçekliğe göre zihniyete, sisteme ve eyleme kavuşması, tüm saldırılara, katliam ve komplolara karşı Kürdistan Halkının büyük bedeller pahasına özgürlük değerlerini sahiplenmesinde belirleyicidir.

Demokratik Ulus anlayışını ve çizgisini açığa çıkaran mücadele gerçekliğinin ve değerlerinin bilimsel, sanatsal, kültürel, felsefik eğitimle tüm topluma sunularak aydınlatma çalışması eğitimin birinci ve öncelikli görevi olurken, bununla birlikte ve buna bağlı olarak da Demokratik Sosyalizmin temel zihniyetini de ifade eden  Demokratik Ulus anlayışı temelinde başta çocuklar, gençler, kadınlar ve tüm toplumsal kesimlerin eğitim faaliyetleriyle öz varlıklarının doğru bilinciyle özgür birey ve toplum gerçekliğini açığa çıkarmak  ikinci temel görev olmaktadır.

Demokratik Ulusun her şeyden önce bir zihniyet durumu olduğunu, zihniyet devrimini gerektirdiğini anlamak gerekiyor.  Demokratik Ulusta yürütülecek tüm eğitim çalışmalarının bu zihniyet devrimini derinleştirerek geliştirmenin öncü ve temel çalışması olduğunu görerek yaklaşmak da son derece önemlidir.  

Üçüncü temel husus; Demokratik Ulusun sadece bir zihniyet ve ruhsal durum olmadığı aynı zamanda bu ruh ve zihniyetin bir sisteme, bedene kavuşması gerektiği, Demokratik Ulus zihniyeti temelinde toplum ve bireylerin özgür yaşamını inşa etmede eğitim çalışmalarını örgütlemek ve yürütmenin en temel devrim çalışması olduğunu görerek yaklaşmak son derece önemlidir.

Komün ve meclislere dayalı Konfedaral ya da KCK sistemi, Demokratik Ulusun öz yönetim sistemini oluşturmakta, tüm bireylerin, toplulukların, kültürlerin ve halkların özgünlük ve farklılıklarını bütünlük içinde özgürce geliştirme ve yaşamasına olanak sunmaktadır.

Eğitim Komünleri, Konfedaral sistemin hem zihniyetinin hem de kurumsallaşmasının çekirdek örgütlenmesi olarak yaşamın tüm boyutlarıyla inşasında öncü ve belirleyici temel alandır. Demokratik Ulusta eğitim bu nedenle düşünceyle pratiğin, duygu ve zihniyetle maddi yaşamın, anlamla-inşanın, insanla-toplumun diyalektik ilişki içinde   iç içe geliştiği, bütünlük oluşturduğu temel çalışmadır. Eğitim Komünleri biçiminde tüm toplumun Demokratik Ulus duygusu, bilinci temelinde eğitilmesinin anlayışını, yolunu, yöntemini ve kurumsallaşmalarını gerçekleştirmek, Kürdistan’da tüm gelişmeleri açığa çıkaran Önderlik gerçekliği, çizgisi olarak başarının esası olmaktadır.

Belirtilmesi gereken dördüncü husus ise, Demokratik Ulus eğitiminin tarzı ve uslubunun da anlamına, içeriğine, özüne uygun  olması gerektiğidir. Nasıl ki Demokratik Ulus, Ulus-Devlet zihniyetinden ve sisteminden köklü bir kopuş, bir paradigma değişimi ve zihniyet devrimi ise, Demokratik Ulusun eğitim tarzı ve uslubu da Ulus-Devlet eğitim tarzı ve uslubundan köklü bir kopuşu, devrimi gerektirmektedir.

Liberalizmin en büyük başarısı, insanı toplumsal gerçekliğinden kopararak, bu tarihsel diyalektiği parçalayarak  bireyi devletin kulu, vatandaşı yapmasıdır. Bireyin devlete bağlanması, toplumsal insanın öz varlığına yabancılaşması, köleleşmesi ve toplumsal gerçekliğin her türlü baskıya, sömürüye, katliama uğratılması demektir. Bunu da gerçekleştirdiği temel alan okullarıdır, eğitim kurumlarıdır, üniversiteleridir. Devlet okulları ve eğitim kurumları, toplum mühendisliğiyle asimilasyon ve kültürel soykırımın gerçekleştirildiği, insanın toplumsal gerçekliğini ifade eden yaratıcı özgür düşüncenin, ruhun ve iradenin katledilerek bireyin devletin kulu, kölesi haline getirildiği temel alandır.

Sanatın, felsefenin, bilgi ve bilimin tarihsel toplumsal temellerine göre Demokratik Ulus eğitimini yürütmek ve  geliştirmek,  Kapitalist Modernitenin zihniyeti kadar onun tarzından ve uslubundan da köklü kopuşu gerektirmekte, yaratıcı düşünceyi, tarz zenginliğini ve çekici uslubu diğer alanlardan daha fazla bu çalışmalarda geliştirmeyi zorunlu kılmaktadır.

Demokratik Ulus eğitimi bu nedenle tarihsel-toplumsal özüne uygun olarak özgür insan iradesinin, ruhunun, düşüncesinin geliştiği, özgür tartışmayla anlam ve özgürlüğün kollektif olarak üretildiği alanlardır. Kapitalist modernitede bilim, bilgi, eğitim iktidar ve kölelik üretirken, Demokratik Modernite ve Demokratik Ulusta eğitim anlam ve özgürlük üretir. Anlamın ve dolayısıyla özgürlüğün kollektif üretimi toplumsallaşmanın esasıdır. Bu nedenle ulus-devletin eğiten-eğitilen ilişkisi, beş bin yıllık efendi-köle ilişki ve diyalektiğinin üretilmesi iken, Demokratik ulusun eğitim komünleri insandaki yaratıcı özün, özgür tartışma ve katılımla açığa çıkarılmasını ve toplumsal hakikate ulaşmasını esas alır. Eğitim tarz ve uslubunu da bu esaslar üzerinden şekillendirerek dayatmacı, dogmatik, ezberci, cezalandırıcı ve anlam ve içeriği boşaltılmış-saptırılmış kavramlar yerine öze uygun tarz, uslup ve kavramların gelişmesinde temel alan olma rolünü oynar.

Tüm bu görevlerin başarıyla yürütülmesi, yürüyen mücadele ve savaş konusunda yanılgılı, pasif ve beklentili durumların aşılmasını zorunlu kılmaktadır.

Kürdistan’da onurlu ve özgürce yaşamanın büyük imkan ve olanaklarını derinleştirerek yaygınlaştırmak her şeyden önce halkımıza ve özgürlük mücadelemize dayatılan soykırımın, sömürgeciliğin, tasfiyeciliğin kapsamını ve yoğunluğunu görerek buna karşı etkili bir mücadeleyle iç içe yürütüldüğü oranda sonuç alıcı olabilir. Faşist-sömürgeci ulus-devletlerin inkar, işgal ve katliamları kadar, Kapitalist hegemonik güçlerin 50 yıla varan devrimsel yürüyüşümüzü saptırma, sisteme entegre etme, her türlü komplo ve entrika ile asimilasyona uğratarak karşıtına dönüştürme saldırı ve yaklaşımlarına  karşı başta Kürdistan halkı olmak üzere  Ortadoğu’nun ezilen halklarını, kültürlerini aydınlatarak ortak örgütlemelere gitmek,  Kürdistan Özgürlük Devrimi kadar Ortadoğu’nun Demokratik Devrimi açısından en temel çalışmaların başında gelmektedir.

3. Dünya savaşından çıkışı ve halklara barışı getirmenin yolu Kürdistan Devrimini bir Ortadoğu Devrimi olarak geliştirip, güçlendirmek ve sonuca ulaştırmaktan geçtiğini doğru anlamak gerekiyor. Yürüyen savaşın temel sebebi ve nedeni olan Küresel Kapitalist Hegemonya ile Ulus-Devletlerden çözümü beklemek ciddi bir sapma ve yanılgıdır. Küresel güçlerle ulus-devletlerin kendi aralarındaki  ilişki ve mücadelesinden yararlanmak ayrı bir şey, bu ilişki ve çelişkilerden çözüm beklemek çok daha ayrı bir şeydir. Bu nedenle 1. ve 2. Dünya Savaşlarının tarihsel deneyimlerinin de kanıtladığı gibi, Kürdistan devrimini demokratik ulus ve demokratik Konfederalizm temelinde Ortadoğu’nun Demokratik Devrimi olarak geliştirmek ve büyütmek savaşı sonlandırmanın, onurlu, özgür ve barış içinde yaşamanın tek yoludur.  

Bu temelde eğitim çalışmalarını tüm toplumun ve bireylerin öz savunmasını geliştirme temelinde yürütmek gerekli ve zorunludur.  İnsanı, toplumu ve yaşamı zihniyet ve tüm kurumlarıyla savaşan halk gerçekliğine göre inşa etmek, Demokratik Ulus eğitiminin temel amacını, hedefini, içeriğini, tarzını ve uslubu da belirleyen en temel esas olmaktadır. Bu temel hakikate göre örgütlenmiş ve eyleme dönüşmüş eğitim çalışmaları, demokratik uluslaşmanın kendisi olarak en devrimci ve en yaşamsal çalışmadır.

Cemal AMED